Tarama deneyiminizi geliştirmek, kişiselleştirilmiş reklamlar veya içerik sunmak ve trafiğimizi analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz. "Kabul Et"e tıklayarak, çerez kullanımımıza izin vermiş olursunuz. Çerez Politikamız
Kabut Et
YabendeYabendeYabende
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Yazarlar
  • Köşe Yazıları
    • Tasavvuf
    • Felsefe
    • Tarih
    • Kültür / Sanat
    • Diğer
  • İletişim
Okunuyor: DERGÂH KAPISI NEDAMET KAPISIDIR..
Giriş Yap
Bildirimler Daha Fazlası
Font ResizerAa
YabendeYabende
Font ResizerAa
Arama
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Yazarlar
  • Tasavvuf
  • Felsefe
  • Tarih
  • Kültür / Sanat
  • Diğer
  • İletişim
Giriş Yap
Bizi Takip Edin
© 2024 Yabende
Yabende > H Yayıntaş > DERGÂH KAPISI NEDAMET KAPISIDIR..
H Yayıntaş

DERGÂH KAPISI NEDAMET KAPISIDIR..

H Şükrü Yayıntaş
Tarih: 15/09/2026
H Şükrü Yayıntaş 86 kez okundu

O’nun Aşk-ı ilâhi varlığı, öyle gönüllere girip tutuşturacak bir ateş değildir, sen o ateşe İbrahim misali yürümelisin.

O ateş öyle bir yanmakta ve yakmakta ki, ateşe doğru yürümek değil içine girmek zül (alçalma, küçük düşme, hor görülme, utanç verici şey) gelmemektedir.

İşte İbrahim’in yürüdüğü o ateş bizlerin kendine itiraf etmekte zorlandığı, bir nevi kendinden kaçtığı ve ayıp günah ve kusurların itirafından (İbrahimin ateşinden) kaçmaktır.

Nedametin, (pişmanlık ve gözyaşı) içine girip orada yaşayan nefsin ve Rabbin bilindiği kapıdır, nedamet bir kapıdır, Adem’iyet’liğimizin başlangıcıdır.

Bu dergâh kapısına her çeşit insan gelmektedir, gelecektir. Çünkü bu kapı Rahmân’ındır.

Âlemleri kuşatan Rahmân varlığı sendeki o tüm suretleri temizleyip arındıracak olan yerdir.

Kimse kimsenin ne gelip ne gittiğine bakmasın, her insan kendi gelişine ve dönüşüne bakmalıdır.

Bir’bir’inizi bir’biriniz ile perdelemeyin, imtihan elbet vardır, olacaktır, işte o imtihan alanındasınız, Allah sadece dergâhta değil şu beden kabrinizle gezdiğiniz her yerde aranmalıdır.

Mahşer uzak sanmayın, her dergâha adım atan bilsin ki kendi mahşer alanını yaratmaktadır.

Mahşerde ne soruluyorsa işte Hakk’a ait ol’an dergâhımızda kendimize bunlar sorulmaktadır.

Dergâh varlığımız inkâr ve ikrâr kapısıdır. Kimi inkâra gelmekte kimi ikrâra ermektedir. İnkâr edenin, kötü söz edenin, dedikodu yapanın, insan eti yiyenin, din kardeşiyle (can kardeşiyle küsenin) küsenin, bilsin ki mahşerin hesabı onlaradır.

Bizler, Mürşid varlığı huzurunda intisaptan öte Allah’a biat’a erenleriyiz, o biadın gereğini Cemâl varlığımız üzerinden âleme (kendimize) tecelli ettirmekteyiz.

Her kim katılır (yönelir) ya da katılmaz (yönelmez) kendi istekleridir.

Bizleri aşağılamaya itip kakmaya gözleriyle devirmeye gelenler olacaktır, bilsinler ki bizler artık nefsimize değil Allah’a dayanmaktayız, melâmet ehliyiz.

Nefsimize dayanmanın son’uçu’nun hüsran olduğunu düşe kalka Şükrü ile tatbik etmişizdir. Tabiki sonuç ve netice bilinmezdir, bizler bu uyanıklık halini muhafaza eyleyecek ameller içine girmeyi dilemekteyiz.

Hakk Dost Mürşid varlığı önderliğinde iç’ten ve dıştan ne buyrulursa onları ifa etme niyetindeyiz.

O’ Allah ki içini ve dışını bir eylemiştir, o gönül ateşini Aşk-ı İlâhi varlığını yakmıştır, her huzura varışımız bir nedamet (yanma) içermektedir.

İşitilen kelâmlar o ateşin içinden bedenimizi değil, varlığımızı çekip almaktadır.

Beden O’na yürürken yoktur, O’ bedensiz vücûdlar arar.

Tıpkı uykuya dalıp da bedenini o uykuya teslim eder gibi kendini O’na teslim etmelisindir, misallarin içine girilmelidir, o misallerde hayy’at vardır.

O misalin Hakk’ikat’i Dost Mürşid varlığımızdır. Kimine suret (varlık), kimine siret (yokluk)sunmaktadır. Sizler yokluğu seçin, o yoklukta esas ol’an Var’lık vardır.

Mürşid varlığınıza sarılın ona sarılmak kendi varlığına sarılmaktır, uyanın.

Her eşyayı-ismi dîşardan içeri toplayın, dağılanları bir’leştirin, kırılan yerlerinizi onarın, ne gelene ne gidene takılmayın, siz asli varlığınıza odaklanın.

Muhammedî varlığın Vahşi ile olan ilişkisini hatırlayın, kendisinden biat alacak kadar yakine gelmiştir, düşünelim ve ibret alalım. O Ebu Süfyan, o Vahşi, Ebu Cehil içimizdedir, dışarda aramayalım.

Nasıl ki Allah’ı Mürşid varlığı nazarında kesbedip, içeri dönüp aramaya devam ediyorsak, olumsuzluk içeren bütün hallerimiz inanın ve iman edin ki böyledir, dışardan içeriye yönlendirmektedir. Eğer ki Muhammed (s.a.v.) vahşiliği ile küs olsaydı, varlığını kapatmış olurdu. O nefsini Rabbiyle bildi, Rabbine nefsini teslim etti.

Şimdi canlar dönün bir bakalım dergâh ile olan ilişkimize, ne çok imtihan içine giriyoruz bir’birimizle, sanmayın ki Mürşid azadedir bu mecliste, o daim settar’dır örter açmaz bize, kusurlarımız aff’ol’sun Afüvv eylesin R’Ahmet’iyle..HŞY

You Might Also Like

Eylül 15, 2026

SILSILEJA E QENIES SË PREJARDHJES SONË, DERA E MËSHIRËS NGA HAKIKATI..

BİR ESMÂ’NIN DOĞUMU..

CEMÂL ve CELÂL AYN’ASINDA İKİ İMTİHAN; BEDİR ve UHUD..

SONSUZLUK SADRI ve VARLIĞIN AKIŞI..

Sosyal Medyada Paylaş:
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp LinkedIn Copy Link Print
Yorum Yazınız

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Eklenenler

Eylül 15, 2026
H Yayıntaş Yabende Eylül 15, 2026
SILSILEJA E QENIES SË PREJARDHJES SONË, DERA E MËSHIRËS NGA HAKIKATI..
H Yayıntaş Eylül 8, 2026
BİR ESMÂ’NIN DOĞUMU..
H Yayıntaş Eylül 6, 2026
CEMÂL ve CELÂL AYN’ASINDA İKİ İMTİHAN; BEDİR ve UHUD..
H Yayıntaş Eylül 2, 2026

Bizi Takip Edin

FacebookLike
TwitterFollow
InstagramFollow
YabendeYabende
Bizi Takip Edin
Telif Hakkı © 2024 Yabende. Tüm Hakları Saklıdır.
Hoşgeldiniz

Giriş yapmak için kullanıcı adınızı ve şifrenizi giriniz.

Şifrenizi mi unuttunuz?