Aracıyı (Resûl’ü) inkâr eden müslümanlar, bilmeden Kur’an’ıda inkâr etmiş olurlar..
Kur’an bir beşer, bir İ’ns’an, bir Kâmil ve Muhammed’i Resûl kimliğiyle âlemlere R’Ahmet olarak indirilmiştir..
Kur’an bir aracı (şefaatçi) vasıtasıyla indirilmiştir ve Kur’an’ı okuyan gözlerin aracıyı aradan çıkartması alim bir insan olarak da anılsa, bu Ayet’ullah terslik oluşturmaktadır.
74/48-“Artık, ara bulucuların (şefaatçilerin) aracılık yapması onlara yarar sağlamaz.”
Ayet’ullah’ı Muhammed’i döneme hapsedersek şu an dünya insanlarının Kur’an’dan muaf tutulduğu gafleti ortaya çıkar, eğer ki Kur’an her insana hitap ediyor diyorsak Resûl varlığına an deminde bir muhattaplığımız oluşmaktadır..
Ayet’ullah aracının bir yönlendirici olduğu uyarısını verirken, gönderilen Resûl varlığının aracılığını (yönlendiriciliğini) reddedenler, son nefeslerindeki o dehşetli günde aracıdan bir fayda bulamayacağını kesin olarak vurgulamaktadır..
Dolayısıyla Ayet’ullah Resûl varlığına muhattap olan herkesin itikadını ve imanını sorgulattırmaktadır.
Allah kullarına yakinliğini yine bir kulu fakat Abd-u-hû ve Râsûlû-hû varlığından bildirmiştir..
Kur’an gözlerin değil gönüllerin feyz kaynağıdır. Allah’ın varlığında hayy’at bulanlar, Resûl varlığına tâbi olanlardır. Bu tâbilik biat’tır. Görenekten değil gelenekten devam etmektedir.
Muhammed’i varlığın “ben İbrahim’in soyundan geliyorum” deyişi görenekleri yıkan, geleneği ön plana çıkaran bir kelâmdır.
Görenekler her insanın meşrebine göre değişkenlik gösterir, gelen’ek evvelden malum olan Hakk’ikat’e bağlanmak, gönderilen Resûl varlığına eklenerek ilişmektir. Aracı olan Resûl arada kalmaz, o maddeden arınması ile iletkendir, su gibidir, sürekli akıştadır. Kim o aracının elini tutup o yolda yürürse faydası kendisinedir.
Aracının aracılık etmesi, kimsenin sorumluluğunu yani mümin’liğini üstlenmesi anlamında katiyen değildir..
Düzgün bir işe girmek için aracılar arıyorsunuz, o işyerinin patronunu tanıyan veya orada çalışan birilerine ulaşmak istiyorsunuz ki o işe giresiniz.
Bu aracılık zahiren mübah ve olmazsa olmazken, Allah’a ulaşmak için vesileler, aracılar arayıp bulmak insan nefsine zor gelmektedir..
Halbuki bâtındaki hakikati zahirde yaşamıyor muyuz?
Aracı bulup işe girdikten sonra o bulduğunuz aracının bir hükmü kalır mı?
Veya aracı işinizi ayarladı ve siz gitmediniz o aracının size bir faydası dokunmuş olabilir mi?
Kendi kabiliyetiniz üzerinden mi değerlendirilir siniz yoksa aracının gayreti üzerinden mi?
Aracının görevi yolu göstermektir, yürümek talip olanın gayretidir, şehadete doğru yürümüyorsak aracının aracılığı bir fayda sağlamayacaktır..
Ayet’ullah’daki el’veliyy sıfatıyla aracı ol’an bir Mürşid-i Kâmil’dir..
Bu âlem, yani Sen var’olduğun sürece aracılar Resûl kimliğiyle vücuda inecektir, o Cemâl’den yol bulup Ru-Hû ilâhi varlığına erenler, aracının Kendisi niteliğindedir..HŞY

