Tarama deneyiminizi geliştirmek, kişiselleştirilmiş reklamlar veya içerik sunmak ve trafiğimizi analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz. "Kabul Et"e tıklayarak, çerez kullanımımıza izin vermiş olursunuz. Çerez Politikamız
Kabut Et
YabendeYabendeYabende
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Yazarlar
  • Köşe Yazıları
    • Tasavvuf
    • Felsefe
    • Tarih
    • Kültür / Sanat
    • Diğer
  • İletişim
Okunuyor: İNSAN VE KUR’AN İKİZ KARDEŞTİR..
Giriş Yap
Bildirimler Daha Fazlası
Font ResizerAa
YabendeYabende
Font ResizerAa
Arama
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Yazarlar
  • Tasavvuf
  • Felsefe
  • Tarih
  • Kültür / Sanat
  • Diğer
  • İletişim
Giriş Yap
Bizi Takip Edin
© 2024 Yabende
Yabende > H Yayıntaş > İNSAN VE KUR’AN İKİZ KARDEŞTİR..
H Yayıntaş

İNSAN VE KUR’AN İKİZ KARDEŞTİR..

H Şükrü Yayıntaş
Tarih: 30/08/2025
H Şükrü Yayıntaş 115 kez okundu

..her şeyi içinizde arayın..gökyüzü size uzak ama hayran olduğunuz ilmi içinizde..ilmi bildiğin an sen gökyüzündesin..Ocak 2016

İdrak ettiğimiz her an üzerimizde güneşin tecellisi vardır, güneş diriliktir..
Allah yedi makamda tecelli ederek mânâsını kuluna giydirir. Her makamda farklı bir mânâsı ile zuhur eder..
Yedinci makamda ise Hz. İbrahim’in tecellisi vardır. Allah her peygamberinde bir vasfıyla zuhur etmiştir. İlmi bilme noktası, yedi makamın hatim edildiği noktadır ki tam teslimiyet ile can kurban edilir. İşte bu Hz. İbrahim’in teslimiyet varlığının kurbiyetiyle O’nun, kulunun üzerine tecelli ettiği makamdır. Bu makamda kuldan zuhur eden O’nun ilmi kainatın ilmidir ki yıldızlar ve felekler daim içimizdedir. Lakin perdesiz göz lazımdır yani melekleşmiş akıl, nûr..
İşte kalbe imân bu nûr ile dürülür..

Gerek Niyazi Mısri, gerekse İbnü’l Arabi ve daha niceleri daima hakikat ilminin ışığında hâl’den kâl eylemişlerdir ve kelâm vasfıyla konuşmuş ol’an O’nun Veli kulları daima marifetullah nûr’uyla ilim üzeri ilim devşirmişlerdir.. Yıldız, uzay, evren bugün hâlâ bilinmeyen noktalarıyla zihinlerdeki açıklanamayan alanları meşgul etmekte ve araştırma sahalarının geniş bir alanını teşkil etmektedir..

Bilim ancak bir üst aklın nûr’uyla keşf edildiği vakit İlim olur ki KESB bu sahanın anahtar ismidir..

O halde vaktin canlı ve diri ilim damarlarını bulup onların engin ilimlerinden feyzlenmekte azami derecede fayda vardır..
O kadar geçmişlere illa ki gitmek farz değil, şimdi’nin an’ında da Rabbim ilmini O’nu kurbiyetiyle seven kullarından esirgememektedir..

Ne var ki bugün her şey geçmişte aranmaktadır, halbuki cevaplar an’da..

Âdem kaçıncı Âdem, âlem kaçıncı âlem sorularının cevaplarını kendi içimizde aramak hiç gelmez akla, lakin her şey Sen’de..
Elbette bilgi edinelim, araştıralım, okuyalım oysa en başta “Oku” emrinin de tebliğ edilmesi ile bize tavsiye edilen o muhteşem emrin ne mânâya geldiğini anlayabilmek şarttır..

“Oku, Rabbin sonsuz kerem sahibidir.. ”

Oku hitabının hemen arkasından gelen cümle öylesine vurur ki kalbe;
Rabbin kerem sahibidir.. yani düşün, tefekkür et idrak eyle. Bunun içinde çalış, çabala, gayret et, azim et..

Ne muhteşem bir müjde; oku!! Okuyana Rabbim hazinelerinden bağışlar..

O’nun hazineleri sayıya gelmez sonsuzluktadır.. Sonsuzluğun bilgisi de yine ancak takva üzeri olan kurb’an gönüllere bahşedilir, ki Satürn, Venüs, Ay; hepsi Sen’de..
Nasıl ayrı olabilirim ki âlemlerden, uzaydan, ben de bir zamanlar en uzaktaki bir yıldızın tozuydum ve dönüşe dönüşe bugünkü suretime erdim..

O halde ezelim evrendeki her bir parça ise mutlak surette o parçaların her bir bilgisi kendi içimdeki beyin denilen muazzam yapıda kayıtlı..

O halde en önemli soru çıkıyor karşımıza;

Öyle ise neden bunca bilim adamı var ve araştırmalar sonucu veri dediğimiz bilgilere ulaşabiliyorlar?

Sorunun cevabı çok basit.. onlarda araştırma var, yöntem var, imkan var, teknoloji var ve fakat bir tek şey yok..
..AŞK..

Hiç düşündük mü, koskoca bir madde yığını olan dünya üzerinde neden SEVGİ var.. Sonuçta biz de bir beşeriz, yani dışımız itibarıyla belli bir süre ömür süren bir et ve kemikler yığınıyız..
Lakin öyle bir madde ki, duyumsuyor, hissediyor, ağlıyor, gülüyor, SEVİYOR..

Öyle ise SEVGİ denilen muazzam gerçekliğin içinde bir SIR olmalı ki insana neden İNS’AN olduğunu hatırlatan bir SIR..

Aslında duygularımızı yavaş yavaş hissizleştiren ve bizi uyuşturan bir zehir var ki her insanı özellikle bu devirde çağın vebası gibi etkilemekte..
ALIŞKANLIK..

İşte en büyük hastalığı budur insanın.. Alışkanlıklarımızın/göreneklerimiz içinde haps olmuş bir yaşam sürdürmeye çalışıyoruz.. Bakınız küçücük bir bebeğe, her şeye ne kadar HAYRET ediyor, gördüğü her zerre, her parça, her renk, onun için yepyeni bir gerçektir ve eliyle hissedip, dokunup, ağzıyla tadıp, iliklerine kadar onu duyumsamayı ve o nesnelerle ve herşeyle BİR ve BÜTÜN olmayı, BİR’leşmeyi ister..

İşte Veliler, tıpkı bebekler gibi nefslerini onların safiyetlerine yeniden dönüştürebilmiş yani ezeli doğallığına er’ebilmiş zatlardır ki ancak böylesi zatlar, HAYRET etmenin insanı OL’durucu gücü ve kuvvetine yeniden erebilmiş yaşam ustalardır ki adına ne derseniz deyin;
Âşık, Âlim, Ârif..
Hepsi Allah zül cemâl ve celâl tekaddes hazretlerinin bütün isimlerinin ilmi açılımlarını vücutlarında taşırlar. Rabbim vakti zamanı gelince dilediği bilginin ilmini bu zatlara açar..

Niyazi Mısri hazretlerinin teleskobu mu vardı, İbnü’l Arabi hazretlerinin teknolojik araştırma inkanları mı vardı ki uzayın ve evrenin ilmine muazzam derecede âli’ül âlâ vakıf idiler..

..taşın her biri daha önce yaşamış bir galaksiyi ifade ediyor, yedi kere yaratılmış evren “Ol” emri başı ve sonu olmayan bir yaratımın izharı. “Ol” emri ile hareket başladı. Ama bu başlangıç ondan önce hiç bir şey yoktu anlamında değildir. Her zaman var ol’an başlangıcına bir sınır koyamadığımız zaman “ol” emri ile maddeye dökülmüştür. Taşlar maddenin başlangıcıdır. Ama madde defalarca sönmüş evrenlerin içinde yeniden ve tekrar oluştu. “Ol” yeni başlangıçların maddeye dönüşümlerinin ilk hareketidir. Gelecek evrenlerin de içindedir. Hepsi o bir tek an diliminde mevcuttur. Onun için “ol” ruhun emridir ve hem bir an hem de sonsuz an’dır..HŞY

You Might Also Like

YEŞİL ELMAS ÂLÂ’DIR..

DÜŞÜNCEDE O’ VARDIR..

HZ. İBRAHİM’ İN KURBİYETİ HZ. İSMAİL’ İN TESLİMİYETİ..

TEMİZLENENLER VE TEMİZLENEMEYENLER..

HAVAS İLMİ; İLM-İ LEDÜN

Sosyal Medyada Paylaş:
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp LinkedIn Copy Link Print
Yorum Yazınız

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Eklenenler

HAKİKİ İSMİMİZ, ASLÎ KİMLİĞİMİZ
Genç Tasavvufçular Tasavvuf Ağustos 27, 2025
YEŞİL ELMAS ÂLÂ’DIR..
H Yayıntaş Ağustos 25, 2025
DÜŞÜNCEDE O’ VARDIR..
H Yayıntaş Ağustos 24, 2025
FUZÛLÎ-SU KASİDESİ’NDEN BAZI BEYİTLERİN ŞERHİ
Genç Tasavvufçular Tasavvuf Yabende Ağustos 21, 2025

Bizi Takip Edin

FacebookLike
TwitterFollow
InstagramFollow
YabendeYabende
Bizi Takip Edin
Telif Hakkı © 2024 Yabende. Tüm Hakları Saklıdır.
Hoşgeldiniz

Giriş yapmak için kullanıcı adınızı ve şifrenizi giriniz.

Şifrenizi mi unuttunuz?