Allah’ın kudret eli doludur, sevdiklerimizi hayra birliğe teşvik edilmelidir, O’ Allah ki var’lık dağıtandır, O’ Güzel’dir ki biz de daima güzel düşünüp güzellikler-iyilikler peşinde yürüyünmelidir, içimize tarik eyleyip, bir’bir’iniz desteklenmelidir, hayra konuşup, insanlığa hizmet edilmelidir, O’ Hakk ki gece-gündüz cömerttir, infak eksiltmez, arttırır.
O’nun bize verdiklerinden biz de O’nun âlemine dağıtmalıyızdır..
Biliniz ki, geceyi bırakan gündüze yemin olsun ki, O’, israf edenlerin yanında olmamaktadır. O’, Ramazan’da kendimizden önce başkalarına faidesi olacak bir nizamı istemektedir. Bu ince düşüncenin de incesini düşüneceğimiz bir infak ayıdır. Her biriktirdiğimiz O’nun bu ayında muhtaç olanlar için harcanmalıdır. Ey can’ım, bakın o verdiğimiz aş ne güzel, tam da O’nun razı olduğu bir infaktır..
Muhakkak ki Allah mallarını paylaşan ve infak eden kullarını çok sevmektedir. Biliniz ki, mallarımız ve evlatlarımız bize imtihan vesilesi olarak verilmiştir. Her anın bir imtihan olduğunu bilseydik biz çok az konuşur daima çalışmayı dilerdik. Biz kendimizce bir düzen yaratabildiğimizi mi sanıyoruz! Düzenin Malik’ini unutuyor ve dilediğince bir düzen yaratmaya çalışıyoruz.
Bilelim ki, geri dönülmez bir yolun başındayız. Bazı yollar vardır ki oraya tek başına girildiğinde kaybolur, bir daha geri dönüş yolunu bulamayız. Fakat biz çok az düşünür ve çok az tefekkür/idrak ederiz. O elinin üzerine O’nun eli konulanlar O’nun kudretinin farkında değillerdir, biat’ın farkını bilir misin?. Farkı yaratacak olan senin O’na halis teslimiyetindir. O’, şimdi senin eline bir oyalamaca koydu, oyalanasın diye sana katından bir hizmet verdi, sen O’nun verdiğine layığıyla hakkını veremiyorsun..O’, ya elindeki her şeyi alsaydı, ya sana iyileştirilmesi imkansız bir illet bulaştırsaydı, ya da sevdiklerini elinden alsaydı, ya başına bir kaza gelir ve iki elini birden alsaydı! O vakit sen nasıl ayakta kalırdın..
Kendine acımaktan ve benliğinden gözleri kör olmuş gafil kişiler, sen kendini O’nun “Dar” ismiyle sınırladın ve başka bir deryaya doğru yolu bulamadın. Şunu iyi bilelim ki, “Dar” ismi tezahürü infak etmemiz içindir. Sıkıntılardan doğruya yol bulabilmemiz ve musibetlerden sakınmamız içindir. Oysa biz, O’nun bize verdiği ile sevmeyi diledik, verdiğinde sevdik, vermediğinde sevmedik. “Seviyorum” diyoruz fakat bilelimki biz O’nu değil, kendimizi seviyoruz. O’nun sevdiği kullarını boşuna oyalamaktan öteye bir icraat sergilemeliyiz..
Ey tevhide sarılmayı bir eziyet haline getiren ve O’nu anmaktan ferahlık duymayan sözde müminler, mümin kullarını hiç mi görmemekteyiz? Fakat biz sadece, “onlar seviliyorlar” diye düşünmekteyiz. Şunu bilelim ki, onlar sevilmeden önce çok sevdiler. Onlar canlarını vererek sevdiler. Onların sevgileri sınanmıştır. Onlar kendilerini ispat etmişlerdir. O’, onların elinden mallarını aldı da yine sevmekten vazgeçmediler, evlatları onlar için bir idrak ile emanetir. Emanet kisvesine koyabildikleri evlatları onlar için bir vazgeçilmezlik olmamıştır. O’, her ne istediyse hepsini yapan o sevdiklerine bakıp da örnek alsaydık bugün gafillik yapamazdık..
Biliniz ki, alıp vermek, O’nun hükmündedir fakat bu döngüye katılımımız nispetinde her şeyi kendimize döndürebilme gücüyle bizi donatan Rabbimize çok az şükr’etmemekteyiz. Biz daha infak nedir bilmemekteyiz, dilediğimizi yapma gafletinde bulunmaktayız. Bunda O’nun sözü bir keredir. O’nun Dost’unu ve sevdiklerini oyalamamalıyız. Hizmet ehli isek çalışmalıyız. Çalışmamızdan başka bizi feraha erdirecek bir şey yoktur..
Biliniz ki, Rabbim sonsuz kerem sahibidir. O’nun vermesi denizin dalgaları gibi sonsuzcadır. O’, kapasitelerimizi açan ve içimize anlama kabiliyetinin sonsuzluğunu koyandır. O’, veren kulunun önünü açan ve onun zihnine bir idrak bağışlayan Vasi’dir. O’, bir kuşun kanadı gibi bizi alır ve sonsuzluğa götürür fakat kuş olmadan kanat bağışlanmaz. O’, ciğerlerimize her Hû nefesle yeni hava bağışlayan Vasi’dir. Biz her anımız bir mucize olan hayatımızı basit görmekteyiz. Oysa ki an’a gerekli önemi veren O’nun halis kullarının nazarı her an’a bir kıymet ölçüsü iledir. O’nun an’ları kıymetli olduğu için vaktini zayi etmeyi dilemezler ve bundan çok üzüntü duyarlar..
Biliniz ki, Allah’ın öyle kulları vardır ki, ihlasları Allah’ı kendilerine yaklaştırır. Bu kullar ihlaslarında devam ederlerse Allah da onlara kendi isimlerini giydirir..
İşte böylesi kulların idraklerine idrak Vasi edilir. İdrak onlara O’nun katından bağışlanan bir armağan olur. Öyle ise Allah, verdiği cevheri ortaya çıkaran kuluna cevherin fazlasını verir. O’, o cevherin yeşilinden sonsuzca bir idrak bağışlar..
Biliniz ki, bizim yanlışımız; acele etmemizdedir. Acele etmemeliyiz ve her türlü huzura tezat eylemden sakınmalıyız. Sakinliğimiz bizi geliştiren bir kuvvettir ve gücünü kudretten alırız. Kudret, Allah’ın varlığını tasdik eden kişi üzerinde Allah’ın yakine gelmesinden kaynaklanan bir güçtür. Bilelim ki o yakınlıktan nice marifet doğmaktadır. Marifet bizde değil, içimizdeki Sen’in gücündedir. Bizim saf ve halis niyetimiz ise marifetimizdendir..
Biliniz ki, varlığına sınır olmayan Allah, idrakin artışı için bizim niyetimize bakmaktadır. Amellerimiz Vasi olan Allah’ın dilemesine göre gelişir..
Dileyelim, O’nun ilâhi dergâh’ı için hizmet edelim, Allah verir, biz de candan verelim. Çünkü Allah kat kat verir..HŞY

