Tarama deneyiminizi geliştirmek, kişiselleştirilmiş reklamlar veya içerik sunmak ve trafiğimizi analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz. "Kabul Et"e tıklayarak, çerez kullanımımıza izin vermiş olursunuz. Çerez Politikamız
Kabut Et
YabendeYabendeYabende
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Yazarlar
  • Köşe Yazıları
    • Tasavvuf
    • Felsefe
    • Tarih
    • Kültür / Sanat
    • Diğer
  • İletişim
Okunuyor: TEVHİD’İN İMÂN’A DAVETİ..
Giriş Yap
Bildirimler Daha Fazlası
Font ResizerAa
YabendeYabende
Font ResizerAa
Arama
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Yazarlar
  • Tasavvuf
  • Felsefe
  • Tarih
  • Kültür / Sanat
  • Diğer
  • İletişim
Giriş Yap
Bizi Takip Edin
© 2024 Yabende
Yabende > H Yayıntaş > TEVHİD’İN İMÂN’A DAVETİ..
H Yayıntaş

TEVHİD’İN İMÂN’A DAVETİ..

H Şükrü Yayıntaş
Tarih: 16/02/2026
H Şükrü Yayıntaş 1k kez okundu

Adem’e (İ’ns’an’a) secde eden meleklere neden iman ederiz..

Allah meleklerine dedi ki; İ’ns’an’a secde et.
Yine Allah İ’ns’an’a dedi ki; meleklere iman et..

Secde ve iman’ın farklı unsurlar olduğunu beyan eden bu oluşum, bazı surelerde ve özellikle;
3/43- “Ey Meryem! Rabb’ine içtenlikle bağlan, secde et ve rüku edenlerle birlikte rüku et.” buyrulmaktadır.
Meryem melek miydi ki Rabb’ine secde et buyuruluyor. Bunu tarik içinde olanlar anlayabilir ki, Kur’an bir tarikin aşama aşama neticesini ortaya koymaktadır.
Bu bakımdan her hitap edilenin yerine kendimizi koymak ile mükellefiz, Kur’an’ın muhattabı kendisine söylenenleri işitenler için yazılmış bir kitaptır..

3/43-Rabb’ine/Mürşid’ine içten samimi bağlan, bağlandığın varlığındır, varlığına secde et ve yine O’ Rabb’ine rüku edenlerle birlikte sen de rüku et.
Rükunun mânâsı bağlandığı Rahmân varlığındaki Rabb’ine meyletmesi eğilimidir..

Şunu çok iyi idrak etmeliyiz, ki bu kadar çok isim hangisi önce hangisi sonraki tecellidir anlaşılır olsun.
Bu isimleri doğru bir yoldan okumak Rahmân ve Rahîm ol’an Allah’ın ismiyle (Kendisi) ol’an varlığıyla okumaktır.
Rahmân ve Rahîm’i Allah’a bağlayan anlayış, Kur’an’ın ilk yönlendirdiği Varlık’tır.
Rahmân’a bağlanmadan Rahîm’iyet’e ulaşan görülmemiştir. Yine bunu Kur’an anlayışı üzre kavramaktayız. Dikkat edin ki kitap ile değil, Kur’an anlayışı ile demekteyizdir..

Rahmân’ı, tüm âlemleri kuşatan ve isimlerin tecelli dergâh-ı olarak düşüncemize işlemeliyiz.
Bu bizim şahsi görüş ve anlayışımız değildir, bu Rahmân’ın öğrettikleridir..

Konumuza dönecek olursak bu isimler, (melekeler) kabiliyetler, Meryem’deki akıl olan Cebrail’in canlanarak onu diğer meleklerin arasına alışı ve Hakk’ikat varlığının önünde Allah’ın Meryem’i secdeye erdirmesidir..

İnsan hem secde eden melekeli (kudretli) bir varlık, hem Allah’ın kudretine iman eden şuurlu bir bilinçtir.
Secde şehadeti, tanıklığı, iman Hakk’ikat’i içermektedir.
Secde olmadan iman mümkün görülmemektedir.
Bir Dergâh varlığında Mürşid-i Kâmil hak’ikat’i temsil ederken, canları meleklerini tasfir etmektedir. Can’ların Mürşid’e olan secdesini, Hakk’ikat’in görünen ve bilinen yüzü olarak okumak gereklidir..

El-Batın El-Zahir kavramlarını içsel öğretinin dışa aktarılan, dışradan içeriye sülûk eylerken olmazsa olmaz kanunu olarak benimsemek gerekmektedir. Ki, içerden içeriye geçişte tıpkı zahirdeki usûl erkâna bağlı olduğunu bilmek gerekir..

Mürşid-i Kâmil’in bu usûl ve erkân-ı nereden bildiğini hiç düşündünüz mü?

Çünkü O’ Rabb Mürşid’dir ki, içinde oluşan bu seyr’i sülûk geçişlerini canları üzerinden tatbik etmektedir.
Gör de gir gerçeği, içerde seni neyin beklediğinin harfiyen uygulanan Hakk’ikat’i’dir.
Allah’ın melekleri öyle kanatlı uçan kaçan Varlıklar değildir. Onlar İnsan’a üflenmiş olan Rûh’a secdesi ile kabiliyetlerini İnsan üzerinden istidat sergileyen becerilerimizdir.
Hakk’ikat’ten her marifeti melekelerimize borçluyuzdur. Melekelere marifet yükleyen Hakk’ikat, imanları üzre onları yönlendirmektedir.
Meleklerine iman etmemizdeki hakikat, o melekelerimizi yetilerimiz altında kullanarak Varlığın inşasını yeniden sergilemektir. Tıpkı Hz. İbrahim ve oğlu İsmail misali, dergâhın duvarlarını yeniden yükseltmektir. Bu yüceliş bilinçteki anlayışımızın yeni idrakler ile sağlamlaştırılmasıdır.

Hakk’ikat’in içindeki iman, sorgu sualin olmadığı OL emrine itaat eden (melekelerin) marifetlerin icra edildiği kudretidir..

Dört büyük Melek Allah’ın esmalarını taşıyan, Ru’Hû ilâhi nefese bağlı oluşlarıyla iâhi melekleridir. Fakat onlar Hakk’ikat’i Adem’iyet üzerinden teşbih ederek kutsallaştırmaktadırlar. (Tıpkı canların Mürşid’ine Aziz’lik ile kutsiyet atfedişleri gibi) Onlar Ruhaniyeti Adem’lik (Kemâlat) vasfı üzerinden tanır ve bilirler..

Allah’ın haberini (tohumunu) taşıyan baş meleklerden Cebrail, ilk tebliğini yaparken dahi secde ettiği Adem’iyet’lik üzerinden bağlantı kurmaktadır.
Bu herşeyi kurulu olan bir sistemin kapalı olan düğmesini açmak ve faal hale getirmek gibidir. “Zaten vardı” der Cebrail (Mürşid) “ben o bağlantıyı soyum vasıtası ile açtım. Kurulu olan silsile bağına bağlanmanı sağladım, bir yere kadar dediğim eşlik etme hali buraya kadar, seyr-ü devran Sen’in varlığındadır” demektedir.
Tıpkı Mürşid varlığının tebliği misalidir, Mürşid’in batında tüm isimlere muktedir kılınması Rabbaniyeti üzerinden bilinir.
Alemlerin Rabbi olan Allah, derken, Allah’ın öğretici kimliği Rabb esmasıyla Muhammed’i Mürşid’in’den tecelli etmektedir.
Mertebelere bürünmüş olan Ru’hû’ilâhi Varlık, insandaki cüzi aklı uyandırmak için akıldaki melekeyi yani idraki uyandırmaktadır.
Cüzi akıl külli’ye taşınırken ortaya çıkan görüntü şeklen biat’taki görüntünün aynısıdır.
Hakk’ikat’e hak’ikat’ten biad eyleyenler bilirler ki, zahiren yapılan biad töreni iç varlığımızın (üflenen ruhun) O’nun huzuruna, kaynağa götürülürken ki batıni hâlin şekle bürünmüşlüğüdür..

Zahiri biad’la tanışanlar için söylüyorum ki, o hâli iç varlığınızda yaşamadan hayy’atiyet bulunmamaktadır.
Silsile-i soy tarikine kurb’an olanlar, batındaki bu biad hadisesini bizzat canları üzerinden teşbihe sunmaktadırlar..

Hiç düşünmezmisiniz ki biad’taki o tören nereden gelmektedir, kim bulmuştur, nereden cezbetmiştir..

Bu Hakk’ikat Soy’un töresidir.
Mürşid-i Kâmil zât secde de ve iman’da içsel töre’nin Hakk’ikat’ine uymaktadır..

Biliniz ki, Dergâh varlığında yapılan her ibadet, batının vücûda gelmiş halidir.
İ’ns’an’ın Allah’ın suretinden yaratıldığını kabul edenler, suretin vücûda gelmiş hallerine secde etmekle mükelleftirler..

Allah isminin suret olarak anılması da, derin düşünülmesi gereken bir kelâm’dır.
Sureti aslına bağlı olan Allah, Ru’hû’ilâhi nefesin ilk örtünmesidir.
Cemâl-i Suret yokluktur, yokluktan yaratılan her şey benzersiz ve kendi şahsına münhasır yaratılmaktadır.
Bu benzersizlik tekrar tekrar söylediğimiz gibi insanın parmak izinin bile hiç kimseye benzemeyişidir.
Benzersizliğimiz O’ Ru’Hû ilâhi’nin eşsiz oluşuyladır, eşi olmayan doğmamış ve doğrulmamış olan Varlık, el-Batın’dan el-Zahir’e aynı var’oluş içinde akmaktadır.
İçimizde doğduğu ve doğrulduğu anı bilen var mıdır? Diğerlerinin buna şahit oluşu Allah’ın yokluktan var’eden suretine tanıklık etmekten başka bir şey değildir..

Burada önemli olan Sen’sin’dir.
Sen o anı bilmiyorsan o an yoktur değil, hiç’tir.
Bildiğin an bilinçlenmeye başladığın an’dır.
İşte meleklerin devreye girdiği an burasıdır, bütün hareket kabiliyetlerin, düşünme becerin olayları yani an’ları bir’bir’ine bağlama ve zamanı oluşturma yetisi hem senin dışında, hem senin içinde oluşmaktadır.
Bu noktada melekler zahiren sana secde etmiştir, onlar Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir ki, Sen’deki Rabbaniyetin ortaya çıkıp manende secde edeceklerdir..

O’nun tutan eli, yürüten ayağı, bakan gözü, işiten kulağı olmak batıni bir Hakk’ikat’tir ki zahirde de durum aynıdır, sadece bunun bilincinde değillerdir.
Bilince varmak Allah’a kulluğumuzu ilan etmektir, bu kurb’iyet olarak da bilinir ki, teslim oluştur.
Biliriz ki, zahiren dahi bu vücûdu hareket ettiren O’nun kımıldayışı titreyişidir.
Zahirden batına geçiş aynı meleklerin secdesi ile olmaktadır fakat, burada Kâmil kûl o meleklerin arasında Allah’a secdeye davet edilir. Bu Allah’ın kûluna istinat ettiği meleklerlerle kuşanmasıdır, Rahmân ol’an Allah kuşatıcı varlığını melekleri vasıtısayla yapmaktadır. Bunu ayrı ayrı düşünmek yerine bir ordu gibi düşünmekte ibretlik faydalar vardır.
Ordu bir’likten oluşan topluluktur, toplulukları biraraya getiren ve birarada tutan ordunun başındaki kurucusu Komut’an’dır. Komut yani emire her an tâbidirler.
Muhammed’i varlığın bir savaşta sağından ve solundan melekler ordusu indirildiğinden bahsedilir.
Bu hâlin Hakk’ikat’i meleklerin hak’ikat’ten secdesidir ki istidat kabiliyiet yani Kudretin içindeki yetiler Muhammed’i varlığa yüklenmektedir.
Abd-u-hû oluş bu savaşın içindedir.
Abd-ullah değil Abd-u-hû oluşu tefekkür eylemek gerekir, burada bir farklılık zuhur etmektedir. Allah’ın orduları olan melekleri Allah’ın varlığıyla birlikte o meydana indiren Ru’Hû ilâhi Varlıktır.
Her nefes bir ilimdir, demiştik, o nefes Allah’ın varlığında Allah’tan münezehtir.
Nefes emrin ilk üflendiği bilinmezliktir.
Allah ile bilinir olan Hû nefes, aracısız direkt nefes varlığını Abd-u-hû ol’an kuluna nûzül ettirmektedir.
Bu seferberlik tevhid’dir.
Tek ilâh illallâh kavramı tevhid içindedir.
Tevhid-i bu şuurla okursak eğer her şey ayân beyan O’nun gözünden görülmektedir.
Lâ ilâhe İLLALLÂH Muhammed-in Râsûl’ullah.
Muhammed’i varlığın Allah’ın Resûlü olduğundan ziyade, Resûl’ün Allah olduğu idrak edilmelidir..

Kur’an’ı okurken baş hitaplara dikkat edilirse, kim kime seslenmiş ayırd edilmektedir.
Ey Muhammed, dediğinde bir üst makam Rasûl’iyet bilinci, ey Resûl’üm dediğinde bir üst makam Allah’ın’da remz olarak içinde bulunduğu şuur’dur.
Batında silsile dediğimiz bu soy, hem bir’bir’ine bağlı olarak akışta, hem en üst makamdan alıp diğer katmanlara dağıtan olarak Resûl’iyet’lik kazanmaktadır.
Alan, dağıtan, tasarrufta bulunan, bölen, kimini bu katman dediğimiz süzgeçlerden geçirirken bir kısmını o süzgeçte tutan O’dur..HŞY

You Might Also Like

LOTËT QË DO TA PASTROJNË BRENDËSINË TËNDE JANË TË TUAT..

İÇİNİ TEMİZLEYECEK GÖZYAŞLARINDIR..

AGJËRIMI..

BİLİNİZ Kİ ZÂHİREN YAKINLIK MÜRŞİD’E BÂTINEN YAKÎNLİK HAKK’ADIR..

DOST MÜRŞİD’İN SIRRI AŞK’ULLAH’INDA SAKLI..

Sosyal Medyada Paylaş:
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp LinkedIn Copy Link Print
Yorum Yazınız

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Eklenenler

LOTËT QË DO TA PASTROJNË BRENDËSINË TËNDE JANË TË TUAT..
H Yayıntaş Şubat 19, 2026
İÇİNİ TEMİZLEYECEK GÖZYAŞLARINDIR..
H Yayıntaş Şubat 19, 2026
AGJËRIMI..
H Yayıntaş Şubat 18, 2026
BİLİNİZ Kİ ZÂHİREN YAKINLIK MÜRŞİD’E BÂTINEN YAKÎNLİK HAKK’ADIR..
H Yayıntaş Şubat 18, 2026

Bizi Takip Edin

FacebookLike
TwitterFollow
InstagramFollow
YabendeYabende
Bizi Takip Edin
Telif Hakkı © 2024 Yabende. Tüm Hakları Saklıdır.
Hoşgeldiniz

Giriş yapmak için kullanıcı adınızı ve şifrenizi giriniz.

Şifrenizi mi unuttunuz?