Varlığımızın Hakk’ikat’ini bizlere okutan Rahman ve Râhim varlığıdır, kendi kendini okuyanların, gördürülen ve işittirilen ol’uş’larıdır.
Allah’ın gayb’taki zâtı, gaybı yaratması hasebiyle ilk bölünmesini/Rahimiyetini Rahman tecellisiyle sunmuştur, gayb’ta olan gayb yaratmaktadır.
Biliniz ki Rahman’ın doğuşu bir Rahimiyettir.
Gayb-i silsile yukarıdan aşağıya Allah’ta ne var ise o suretlerle akmaktadır.
İlk Rahm’edilen Rahman tecellisinden de, Râhim varlığı tezahür etmektedir.
Rahman’a tecelli, Rahim’e tezahür dememizin hikmeti, Rahman’ın sır oluşudur.
Rahim ise o sırrın/sırların belirginleşmesi, ortaya çıkmasıdır.
Allah, Rahman’ı Kendi Rahimiyetinde toplamış/sırlamış, sırrını Rahman’da tecelli ettirmiştir, çünkü Rahman tecellisinin var’oluşu dahi, Rahimiyet gerektirmektedir.
Rahman sırrının akışı ise Rahimiyet ile devam etmektedir.
Rahman ve Râhim olan Allah, ilk suretini kendinden ve birbirini tamamlayacak keyfiyette yaratmıştır.
Havva’nın (Rahim’in) Adem’in (Rahman’ın) içinden yaratılışının Hakk’ikat’i budur ki, Allah’ın zâtındaki oluşları bir noktadır.
Hiçbiri için ne öncelik ne sonralık yoktur.
Eğer illâ ki bir sıra mevzu bahisse, Adem’in yaratılışı her iki âlemde de Rahimiyete muhtaçtır..
Bu gayb-i boyut, melekut âleminin üstünde olup, Adem’e yani Kamil İ’ns’an’a atfedilen gayb-i suretler âlemidir.
Allah’ta ne kadar gayb var ise suretlerine kesintisiz akmaktadır.
Gaybın bilinirliği sure’t ve sure’tleri aracılığıyladır.
Allah’ın zâtı kesintisiz Rahman’a, Rahman kesintisiz Rahim’e (bölünmektedir) akmaktadır.
Bu akış, Rahman ve Rahimden her an demi daim olup, isimler (esma) yaratmaktadır.
Gayb âleminde, en alt katmanda hangi esmayı içimize çekersek çekelim, aynı an deminde direkt Allah’a bağlanmış oluruz.
Bu, soyun yukarıdan aşağıya nüzul Hakk’ikat’idir.
Mürşid varlığının illâki içimizdeki esmaya/varlığa yönledirme çabası, o esma üzerinden Allah’a bağlanmamızın isteği ve arzusudur.
Yine ekler ki Mürşid’im;
Bir esma ile kalmayın, o sizin burak varlığınızdır, varlığınız sizi en alttan alıp Allah’ın huzuruna miraç ettirecektir, ve yine tekrar aldığı noktaya getirecektir.
İşte bu geliş, dönüşün başlangıcı olacaktır; bulanların arayışı o an’da başlayacaktır.
Kadr’in bildirilmiş, idrak uyandırılmıştır.
Miracın tekrarı artık uyanık olarak tekrar etmektedir.
Uyanan bedensel olarak insan değildir, içindeki esması tarafından dürtülmesi uyarılmasıdır.
Peki insan değilse uyanan, kimdir nedir uykuda olan diye çok sorulur.
Mürşidim uyuyanın insan içindeki idrak’i olduğunu söyler.
İdrak, iç âlemimizi oluşturan silsile-i tarik Hakk’ikat’inin algılanma unsurudur.
Hakk’ikat’te tüm esmalar canlı ve kıpır kıpır talibini beklemektedir. Esmadan birinin mutlaka varlığımızda baskın bir rolü vardır, idrak ile iletişime geçecek, idraki uyandıracak olan o ismimizdir.
Deyim yerindeyse ismimiz idrak’e şöyle der;
Şükür kavuşturana uyandın, şimdi aşağı uyanık inelim, seni yukarı doğru bu tarikte iz’leteyim..
Misal Hayy ismiyle uyandık.
Hayy isminde Hakk vardır.
Hakk, doğruya ve hakkını bulmaya götürür.
Doğruluk, tüm esmanın dizildiği o ipin/sırat-ın üzerinden, Hakk Dost varlığıyla yürüyebilmektir.
Her insanın ismi, varlığında Rabb’iye’sidir.
Rabb’iyeliği olmayan isim yoktur, her biri öğreticidir.
Bâtınen öğreten Rabb fiili, zahirde Mürşid’dir, öğreterek yönlendirir.
Öğreterek yönlendirme, yaşantısındaki hayy’atiyet’i fiilen ve cezb-en göstermesidir.
Şu mümkün değildir ki, haşa ben yöneldim Allah’ı buldum, hadi Mürşid’im güle güle.
Buna kimi el der, kimi kapı der, kimi bir zaman sonra geçip gideceksin der.
Eyvallah, geçip gideğiz elbet, lakin her geçişte aynı önder ile geçeceğiz.
Hz. Ali yaşayan Kur’an oldu, Muhammed’in varlığını akıttı, tek bir nefes ayrılmadı. Mürşid’i, Râsûlü Muhammed Mustafaydı..
İsmimiz varlığımızdır, Mürşid varlığındaki baskın isimle iletişime geçer, Mürşid’in varlığına yönelmek bunun için mühimdir.
Çünkü o Rabb ismiyle müsemma ol’makta, sendeki ismini yani istidatını görmektedir.
İstidatına yönlendirip fiillere bağlanman için tekrar yönlendirmektedir.
Yönlendirme katiyen bitmez ve fakat hem ismine hem fiiline hayy’at’iyet kazandırmak talebenin iradesiyledir, uyanan idrakımızı açık tutabilmek için, idrak’a irademizi göstermeliyizdir.
İrade, sağlam bir kıyam, ayakta duruş sergileyebilmektir..
🌳🦋🌳

