Elinize bir süpürge (lâ ile arınma) alın ve tüm dayatılan ilâh figürlerini gördüğünüz yerde bırakın.
Onları süpürmeye kalkmayın, bu yerinizi değiştirmeye sebep olacaktır, nerede peyda oldularsa elinizdeki “lâ” ile işaret yollayın. Onun yeri değişmez fakat siz iç’sel olarak farklı bir boyutun daha kapısının açılmış olduğunu görürsünüz ki onlarla aranıza bir mesafe daha çekilmiştir.
Putluğunu ilan eden hiç bir şey’e secde etmeyin, bu hâl kıyamın korunuşudur.
Bunu nasıl idrak edeceğiz derseniz işte bu bizim yönelişimizin Hakk’ikat olup olmadığının bir imtihanıdır.
Eğer Hakk’ikat’ten elimizde Rahmân’ın eli varsa Hakk’ın eli orada tecelli edecektir ve elimizi başka bir ele uzatmamıza katiyen izin vermeyecektir ki bu ikilik şirktir.
O’ Hû varlık kıyamımızı korumayı bizlerdeki karar ve seçim iradesine bırakmıştır.
O putları kendi illüzyonlarında bırakmak, onlara verilen tüm yöneliş enerjimizi anında kesmektir. Onları yok etmeye çalışmamalısınız, sadece hükümsüz kılmalısınız..
Elinizdeki el, “Lâ” (Hayır) bir yok etme silahı değil, bir farkındalık-idrak mührüdür.
Gördüğümüz illüzyona sadece “Lâ” işareti koyup geçtiğimizde, o olduğu yerde donup kalır.
Kendi sahteliği içinde erir.
Siz iç’sel kıyamınızdaki yerinizi değiştirmeden, yatay düzlemdeki o kavganın doğabilecek potansiyelin dışına çıkarsınız.
Bakış açınız, bilinciniz dikey bir boyuta çekilir.
Siz artık o tanrıların, kuralların ve dayatmaların erişemeyeceği bir “aşkınlık” frekansındasınızdır.
Dikey boyuta çekilen ve sahte ilâhlarla savaşmayı bırakıp onlara sadece “Lâ” ile işaret koyan insan, dünya sahnesinde artık bir figüran değil, saf bir (esas oğlan yada kızdır) şahittir.
Yerini değiştirmeden boyut değiştiren bu bilincin dünya ve insanlarla olan ilişkisi tamamen başkalaşır. Bu aşkınlık boyutunda yaşamın pratik tezahürleri şu şekilde derinleşir;
Çatışmasızlık ve Mutlak Özgürlük
Sıradan insan, kurumsallaştırılmış ahlâkın ve dayatılan putların içinde sürekli haklılık savaşı verir. Boyut değiştiren insan ise kimseyi ikna etmeye çalışmaz.
Karşısındaki insanın putlarını, hırslarını ve maskelerini görür. Onları yıkmaya çalışmaz. Nerede peyda oldularsa orada bırakır.
Kimseyle çatışmadığı için, kimse onun enerjisini (yönelişini bozamaz) ememez. Dünya sahnesinde yürür ama dünyanın çamuru ona bulaşmaz.
İnsanların gün içindeki “tanrı değişiklikleri” (güç, onaylanma, menfaat arayışları) bu şahit (esas oyuncu) için net birer illüzyondur. Rol yapma ihtiyacı tamamen ortadan kalkar. Toplumsal ünvanlara, zenginliğe ya da statülere saygı veya korku beslemez. Karşısındakine sadece “var olduğu” için bakar..HŞY

