Tarama deneyiminizi geliştirmek, kişiselleştirilmiş reklamlar veya içerik sunmak ve trafiğimizi analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz. "Kabul Et"e tıklayarak, çerez kullanımımıza izin vermiş olursunuz. Çerez Politikamız
Kabut Et
YabendeYabendeYabende
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Yazarlar
  • Köşe Yazıları
    • Tasavvuf
    • Felsefe
    • Tarih
    • Kültür / Sanat
    • Diğer
  • İletişim
Okunuyor: SADIR NASIL ÇATLAR..
Giriş Yap
Bildirimler Daha Fazlası
Font ResizerAa
YabendeYabende
Font ResizerAa
Arama
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Yazarlar
  • Tasavvuf
  • Felsefe
  • Tarih
  • Kültür / Sanat
  • Diğer
  • İletişim
Giriş Yap
Bizi Takip Edin
© 2024 Yabende
Yabende > H Yayıntaş > SADIR NASIL ÇATLAR..
H Yayıntaş

SADIR NASIL ÇATLAR..

H Şükrü Yayıntaş
Tarih: 22/06/2026
H Şükrü Yayıntaş 158 kez okundu

Nereden başlamalı, nasıl anlatmalı ve dahi neden anlatmalı. Çünkü Ehâd olan diyeceğini demiş. Hem de nasıl bir rahmetle söylemiş..

Bahsedeceğimiz muazzam HŞY sözlerin yanında kulun diyeceği nedir ki!..

“..şüphesiz Rabbin duanıza karşılık veren âlemlerin Rabbidir ve o kâdir olan varlığından sırlar bağışlar..”
Ve;
“..biliniz ki, sırları bir inci gibi kalplerinde toplayan kuluna O’ konuşur ve o işitir..”

Burada iki önemli sıfat olan Semi ve Basar, işitmek ve konuşmak sıfatlarını çok iyi tefekkür etmek lazımdır..
“Semi”, Cenab-ı Hakk’ın subuti sıfatlardan olup, işitme ile ilgili her türlü gerçeği kapsar..
Keza “Basar” da subuti bir sıfat olup, görme ile ilgili her türlü ilmi içinde barındırır. Her türlü sıfatın insandaki tahakkuku önce zahirden başlar ve sonra batına evrilir.. Misal, işitme organımız olan kulak belli frekans aralığındaki sesleri işitmek için tasarlanmıştır fakat O’nun işitmesi için belli bir frekansa ihtiyacı yoktur. O’ sesin tâ Kendi’sidir. O nedenle O’nunla işiten O’nun kulunun işitmesi kulak ile değil, hassaslaşan kalp iledir..
Yine görme organımız olan göz belli açıdaki ve görüş açımıza giren nesne ve maddeyi görür lakin O’nun görmesi için bu göze ihtiyacı yoktur. O gözün tâ Kendi’sidir. O’nun gözüyle görenler, kalp gözüyle görürler ve artık onların görmeleri belli bir mekan ile ya da vakit ile sınırlı değildir, her an bu şeref ile erdem kazanmış kullar her an bu hâl içinde olmamakla birlikte Hakk’ın dilemesi ve arzusuyla bu tasarruflarını O’nun dilemesi ile kendilerinden gösterirler..

İncilerle bezenen O’nun böylesi kulları şüphesiz daima hizmet ederler. Aşı, lokmayı, zahiri, maddeyi ancak gerektiği kadar düşünürler..

“..midelerinizi doldurmayın ve daima sofralarınızdan hafif kalkın..o midelerini düşünmeyen kulları, gıdanın damarını bulurlar ve başka türlü gıdalanırlar..”

Sadece ve sadece Allah rızasını O’ndan razı olmuş bir hâl ile gözeten O’nun kullarının nasıl bir takva içinde olduklarını da izah eden cümlelerin her biri, bir diğerinden muazzam..

“..o gözleri açık O’nun kulları gecenin içinde, gece gündüze dönerken ve gündüz geceye karışırken Rablerini anarlar..onlar kalplerine fısıldar ve ruhlarının sesini duyarlar..onların işittikleri ve gördükleri Hakk’tır..”

Geceden akmalı insan gündüze. Hakk’ın ana olan rahmeti ay yüzünden görünür. Uyanık gönüllere aba-ı hayattır ve boşlukları Sen doldurur, lakin insan duyar, okur ama bir türlü amele dökemez. Rehavet ağır basar ve örer perdelerini kalın kalın..

“..biliniz ki, üzerine yorganı başlarını kapatacak şekilde örtenler ise uykularından kalkamazlar..onlar gözlerinin üzerindeki ağırlıkları atamazlar..kalplerini heyecanlandıracak o parıltıları göremezler..”

Halbuki an deminden gıdalanan O’nun kulları öyle bir bükülüşle secdeye varırlar ki; hiçlikten akan O’nun ilmine her an mazhar olurlar ve kalp doygunluğunun o muazzam huzuruna ererler..

“biliniz ki, huzur gelip, giden bir hal değil, devamlı olan bir hissediştir…”

Lakin bu öyle durmakla, uyumakla, dinleyip geçmekle olacak bir şey değildir. Zerre amel ortaya koymadan O’nun cemâli tezahür etmez. Bir de o ihlas ile yönelen kullar vardır. Kendilerini ortaya koyarlar ve samimi bir inanç ile nasuhi tevbesinden geçerler; o vakit hiç bırakır mı seni Yaradan. Sen yeter ki “ben acz bir kulum, hiç bir şey bilmiyorum, ancak seninle varım” diyebilesin. Ama bunu ciğerinden söyleyebilmelisin ve gözyaşıyla büyütmelisin. Öyle ki gözlerinin içi dışa çıksın ve aksın, aksın, aksın. Ancak öyle akar insanın içinden nasuhi haklar. İhlas bir inanç ve sarsılmaz bir kararlılıkla sözün ile değil, azâların ile söz verişindir ve zerrelerinin amân talebidir. Bu söz mahvı başlatacak olan O’nun hoşnut olduğu bir sözdür ve hiç bir şey bekleme, O’na tümüyle teslim ol. Bırak yaşam öylece aksın, içini elbet O’ dolduracaktır. Lakin sabır ve sebat ve dahi çile çile çile.. Unutma ki Gül, dikenlerinin içinde ihtişamını gösterir. Dikenler batsa da takılma, “Sen’den gelen acı ne güzeldir, de ve sadece sevmesine değil, itmesine de Âmena, de.. Namazı, salâtı, selamı, niyazı eksik etme gecelerinden. Boş geçirme, her an’a O’ndan verilmiş bir hediye gibi sahip çık ve mutluluğunu asla ve asla zahiri unsurlara bağlama. Sendeki sana yeter ve artar, bunu hiç unutma..

Ve hatırlardan çıkmayacak kalbimize mihman edeceğimiz o muhteşem cümle;

“..Rabb’im sadece bir kez mi vahyeder..O’ daima fısıldar..”

Rabbimin yaratması başı ve sonu olmayan bir gerçekliktir. Her şey kendi içinde Sen’den Sen’e devir etmekte. Sen o bir tek an’dadır. Âlemin taslağı o bir tek an’da yaratılmıştır ve her şey o bir an’ın içinde olup bitmektedir. Hakikatte tek bir an vardır, o an bitmiş değildir. O’nun an demine kalbimizi açmamızı, kulağımızı açmamız ve sadrımızı çatlatmamız şarttır..

Sadır nasıl çatlar peki?..

Hiç şüphesiz ki yan gelip yatarak çatlamaz..
Ne buyurmuş HŞY;

“..Bırak geçmişin kör anlayışını, an’daki hakikatin işaretine yönel, yozlaşmış kültürel yapını yık, yık da dost ile yüce Peygamber’in geleneksel ruhuna yönel..”
Bunun için; “..kalbinde yer buldur O’na..devamlı huzuru hisset, hisset ki varlığın hakikatten ayrı kalmasın..an onu her an..gecenin içinde, gece gündüze dönerken, gündüz geceye karışırken sen de kendine, içine karış..lezzetli yemeğin kokusu ne hoştur..o koku ile doyabilmek ne muazzam hissediştir..uyan, uyan da kalk derin uykundan..ömür bitiyor, hayy’atı anlamadan..nasiplen sende bağışlanan ilm-i sırr’dan..”

Ve tüm bu hakikatlerin bizde vücuda gelmesi için hep aynı kitaptan aynı satırları tek düze ve ışıksız okumamalıyız, o satırları içimize koymalıyız. Zamanın devrine uyarlamalıyız ve vaktin sahibiyle hem hâl olmalıyız..

“..biliniz ki, siz hep aynı kitaptan aynı satırlar beklersiniz..biliniz ki, satırlar zamanın üzerinde sana ilham edilir ve sen işiten zaman üstü bir kulakla duyarsın ve işittiklerini harflerde toplarsın..”

Kalk ve uyan ey talip, şahlan. Kalbine O’nun adını yaz, O’nu an. Geceni gündüzüne, gündüzünü gecene bağla, an’ların daimiliğine uyumlan ve her an’ını şâd eyle, hizmetle müşerref ol ve gözettiğin hep O’nun rızası olsun..

Unutma ki;

“..O’ bir kez yer bulduğu bir kalbi bırakmaz..”

Bu ne büyük bir müjde..
Gayrı Uyku bize haram, illâ hizmet, illâ müslim’iyet..HŞY

You Might Also Like

ALLAH EHAD’DIR..

AGJËRIMI I RAMAZANIT DHE MUHARREMI..

MÂH-I MUHARREM, MUHABBETİ MARİFETE YÜCELTEN AY..

RAMAZAN ORUCU ve MUHARREM..

HALVETİYYE TARİKATININ DOĞUŞU.

Sosyal Medyada Paylaş:
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp LinkedIn Copy Link Print
Yorum Yazınız

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Eklenenler

ALLAH EHAD’DIR..
H Yayıntaş Haziran 19, 2026
İHTİYAÇ DUYDUĞUMUZ ŞEY HİKMETTİR!
Vildan Uzel Haziran 17, 2026
AGJËRIMI I RAMAZANIT DHE MUHARREMI..
H Yayıntaş Haziran 16, 2026
MÂH-I MUHARREM, MUHABBETİ MARİFETE YÜCELTEN AY..
H Yayıntaş Haziran 15, 2026

Bizi Takip Edin

FacebookLike
TwitterFollow
InstagramFollow
YabendeYabende
Bizi Takip Edin
Telif Hakkı © 2024 Yabende. Tüm Hakları Saklıdır.
Hoşgeldiniz

Giriş yapmak için kullanıcı adınızı ve şifrenizi giriniz.

Şifrenizi mi unuttunuz?