Çağımızın en büyük problemi bilgi eksikliği değil, hakikat eksikliğidir.
İnsanlık tarihinin hiçbir döneminde bilgiye ulaşmak bu kadar kolay olmamıştı. Bir tuşla dünyalara açılıyor, saniyeler içinde sayısız bilgiye erişebiliyoruz. Fakat aynı zamanda kendimize, varlığımıza ve yaratılış gayemize bu kadar yabancılaştığımız bir dönemi de yaşıyoruz.
Çünkü bilgi arttıkça hikmet artmıyor.
Bilmek başka, idrak etmek başkadır. Bilmek başka, olmak başkadır.
Hakikat dediğimiz şey sadece doğru bilgiye sahip olmak değildir. Hakikat, insanın kendi hakikatini de tanımasıdır. Kim olduğunu, nereden geldiğini, nereye yürüdüğünü ve kimin huzurunda yaşadığını fark etmesidir.
İnsanın en büyük yolculuğu dışarıya değil, kendi içine yaptığı yolculuktur. Çünkü insan kendini tanımadan Rabbini tanıyamaz; nefsinin perdelerini aşmadan hakikatin nuruna yaklaşamaz.
Bugün bilgi çoğu zaman güç elde etmek, üstün gelmek, hükmetmek ve tüketmek için kullanılıyor. Oysa bilgi insana hizmet etmeli, insanı inşa etmeli, ahlakını güzelleştirmeli ve gönlünü olgunlaştırmalıdır. Bilgi bizi daha merhametli yapmıyorsa eksiktir; daha adil yapmıyorsa eksiktir; daha mütevazı yapmıyorsa eksiktir.
Zira marifet, insana yük olan bilgi değil; insanı dönüştüren bilgidir.
İnsan ne ilahlaştırılacak kadar mutlak bir varlıktır ne de makineleştirilecek kadar değersizdir. İnsan, ilahî isimlerin tecellisine mazhar olan eşref-i mahlûkattır. Kıymeti makamında değil, taşıdığı emanettedir.
Bu sebeple mesele dünyayı değiştirmekten önce insanın kendi iç âlemini yeniden kurabilmesidir. Kalpler tamir edilmeden şehirler imar edilse ne olur? Gönüller ihya edilmeden medeniyetler yükselse ne olur?
Bugün yeniden ihtiyaç duyduğumuz şey; daha fazla bilgi değil, daha fazla hikmettir. Daha fazla ses değil, daha fazla mânâ. Daha fazla hüküm değil, daha fazla idrak.
Hakikati kaybettiğimizde bilgi omuzlarımızda ağır bir yük olur. Hakikati bulduğumuzda ise aynı bilgi hikmete dönüşür ve insanı Rabbine doğru yürüyen bir yolcu hâline getirir..🌻
Vildan Ünal

