Tarama deneyiminizi geliştirmek, kişiselleştirilmiş reklamlar veya içerik sunmak ve trafiğimizi analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz. "Kabul Et"e tıklayarak, çerez kullanımımıza izin vermiş olursunuz. Çerez Politikamız
Kabut Et
YabendeYabendeYabende
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Yazarlar
  • Köşe Yazıları
    • Tasavvuf
    • Felsefe
    • Tarih
    • Kültür / Sanat
    • Diğer
  • İletişim
Okunuyor: VARLIĞIN HAKİKATİ ÜZERİNE..
Giriş Yap
Bildirimler Daha Fazlası
Font ResizerAa
YabendeYabende
Font ResizerAa
Arama
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Yazarlar
  • Tasavvuf
  • Felsefe
  • Tarih
  • Kültür / Sanat
  • Diğer
  • İletişim
Giriş Yap
Bizi Takip Edin
© 2024 Yabende
Yabende > Vildan Uzel > VARLIĞIN HAKİKATİ ÜZERİNE..
Vildan Uzel

VARLIĞIN HAKİKATİ ÜZERİNE..

Vildan Ünal
Tarih: 24/05/2026
Vildan Ünal 85 kez okundu

Varlığın hakikati üzerine düşünülürken mesele çoğu zaman “hangi varlık daha üstün?” sorusuna indirgeniyor. Oysa tasavvuf ehlinin işaret ettiği yer, literal bir üstünlük sıralamasından çok daha derin bir noktaya temas ediyor..

 

Burada asıl mesele, varlığın Hakk’a yakınlığının neyle ölçüldüğüdür. Muhiddin Arabî’nin Fusûsu’l-Hikem’de geçen “cemâdât daha üstündür” ifadesi de bu yüzden ilk bakışta yanlış anlaşılabilecek sözlerden biridir. Çünkü burada taşın insandan maddi anlamda üstünlüğü değil; itirazsızlığı, beklentisizliği ve kendi varlık iddiasından uzak oluşu anlatılmaktadır. Taş “ben” demez. Ağaç kendine pay çıkarmaz. Hayvan fıtratının dışına taşmaz. Hepsi kendi hakikatinde Hakk’ın emrine boyun eğmiş hâlde durur. Bu yüzden onların tesbihi kesintisizdir. İnsan ise akıl, irade, nefis ve benlik sahibi olduğu için aynı zamanda perdelenmeye de açıktır..

 

İnsana verilen şey yalnızca üstünlük değil, büyük bir imtihandır da. Burada mesele aklın kötülenmesi değildir; aklın kendi merkezine yerleşerek hakikatin önüne perde olmasıdır. Çünkü akıl hakikate yöneldiğinde Nûr olur, kendini mutlaklaştırdığında ise ayrılık üretmeye başlar..

 

Tasavvufta geçen “ölmeden önce ölmek” sözü de bu yüzden fiziki bir yok oluş değil; nefsin merkezden çekilmesi olarak anlaşılmıştır. İnsan kendi “benlik iddiasını” susturabildiğinde, yeniden varlığın ortak zikrine dahil olur. Belki Yunus Emre’nin:

“Dağlar ile taşlar ile çağırayım Mevlâm seni” deyişi de tam burada başka bir anlam kazanır. Çünkü Yunus kendisini taşın, kuşun, suyun ve dağın hizasına indirerek o büyük kozmik zikre katılmak ister. Kendini onların üstünde değil, onların içinde görür. Bu yüzden “cansızlığa yükselmek” ifadesini şuursuzlaşmak olarak değil; insanın kendi nefsî gürültüsünden arınarak hakikate şeffaf hâle gelmesi şeklinde okumak gerekir. Çünkü hakikate en uzak hâl, çoğu zaman insanın kendi “ben” sesini mutlaklaştırdığı andır..

 

Kur’an-ı Kerim’de geçen: “Onu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Fakat siz onların tesbihini anlayamazsınız (İsra/44) hitabı da aslında varlığın bütünüyle canlı bir hakikat taşıdığına işaret eder gibidir. Belki insanın asıl meselesi de konuşan tek varlık olmak değil; zaten sürmekte olan o büyük tesbihi yeniden duyabilecek bir kalbe ulaşabilmektir..

 

Yunus’un şiiri bu yüzden yalnızca bir ilâhi değil; insanın kendini merkeze koymaktan vazgeçip yeniden varlığın ortak zikrine karışma arzusunun en zarif ifadelerinden biridir..🌻

Vildan Ünal

You Might Also Like

Sevgi ve Muhabbet

Hakk’ikat Aşıkları

Deryaya Ulaşmak…

Annelik

Güven…

Sosyal Medyada Paylaş:
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp LinkedIn Copy Link Print
Yorum Yazınız

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Eklenenler

JE NË RABT ME MYRSHIDIN TËND NË TARIKAT…
H Yayıntaş Mayıs 23, 2026
TARİKİNDE MÜRŞİD’İNLE RABT’EDESİN..
H Yayıntaş Mayıs 21, 2026
LARTËSOHET ME ALLAHUN..
H Yayıntaş Mayıs 15, 2026
ALLAH İLE YÜCELİNİR..
H Yayıntaş Mayıs 14, 2026

Bizi Takip Edin

FacebookLike
TwitterFollow
InstagramFollow
YabendeYabende
Bizi Takip Edin
Telif Hakkı © 2024 Yabende. Tüm Hakları Saklıdır.
Hoşgeldiniz

Giriş yapmak için kullanıcı adınızı ve şifrenizi giriniz.

Şifrenizi mi unuttunuz?