Tarama deneyiminizi geliştirmek, kişiselleştirilmiş reklamlar veya içerik sunmak ve trafiğimizi analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz. "Kabul Et"e tıklayarak, çerez kullanımımıza izin vermiş olursunuz. Çerez Politikamız
Kabut Et
YabendeYabendeYabende
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Yazarlar
  • Köşe Yazıları
    • Tasavvuf
    • Felsefe
    • Tarih
    • Kültür / Sanat
    • Diğer
  • İletişim
Okunuyor: HER BEDENDE RUH YOKTUR. RUH; ÂDEM’İYETLİK İLE KESBEDİLİR..
Giriş Yap
Bildirimler Daha Fazlası
Font ResizerAa
YabendeYabende
Font ResizerAa
Arama
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Yazarlar
  • Tasavvuf
  • Felsefe
  • Tarih
  • Kültür / Sanat
  • Diğer
  • İletişim
Giriş Yap
Bizi Takip Edin
© 2024 Yabende
Yabende > H Yayıntaş > HER BEDENDE RUH YOKTUR. RUH; ÂDEM’İYETLİK İLE KESBEDİLİR..
H Yayıntaş

HER BEDENDE RUH YOKTUR. RUH; ÂDEM’İYETLİK İLE KESBEDİLİR..

H Şükrü Yayıntaş
Tarih: 04/08/2026
H Şükrü Yayıntaş 202 kez okundu

Dost acı söyler deyimiyle âyet’ullah ile sabit bir hakikati görmezden gelip, insanoğlu ve Âdem’oğlu kavramlarını birbirine karıştırmamak gerekmektedir.

2/30 Ve Rabbin meleklere: “Muhakkak ki Ben yeryüzünde bir halife kılacağım.” demişti. (Melekler de): “Orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Biz Seni, hamd ile tesbih ve seni takdis ediyoruz.” dediler. (Rabbin de): “Muhakkak ki ben, sizin bilmediklerinizi bilirim.” buyurdu.

55/33-“Ey cin ve insan toplulukları!

Muhammed’i varlığın beşeriyet yani insanlığı seyrinde Âdem’iyetlik kazandığının bilinmesi, her insanın aynı yolu, bir olan tariki izleyeceğinin bir delilidir.

İnsanın bir anne babadan doğarak beşeri vasıflarıyla kendine dolayısıyla varlığına yabancı oluşunun isimlendirilmesi “cin ve ins” olarak nitelendirebiliriz.

İnsanın kendini nefsi üzerinden tanıması, bulunduğu topluluğa zarar veren ve bilumum kötülükleri işlemeye teşvik eden altyapısıdır.

Bozgunculuk ve kan dökücülüğün tanımı;

Tevhid varlığında Kendini tanımamış, kainatla ve Kendi Varlık kitabıyla bütünleşmemiş, Rabbaniyetini yani yapıp ettiklerini Allah rızası ölçüsüne yerleştirmemiş, kendini et ve kemikten ibaret gören, soyunu zahiri bedensel nesline bağlayan ve Ru’Hû ilâhi varlığına tamamen yabancı olan topluluklardır.

Hem varlığına yabancı “cin” hem Âdem’iyetliğinden uzak “insan”.

Cin ve insan topluluğu yaratıldıktan sonra Âdem’in yaratılması, o topluluğun içinden çıkartılan yine bir İ’ns’an üzerinden inşa edilir.

İ’nsan’a kemâlat yolunu açan ve bilincinin Hakk Dost varlığıyla yüceltilmesi Rabbin terbiyesine yani öğretisine bende olmaktır.

Âdem’in yaratılışı, içinde olduğumuz beden-mekân ve zaman içinde o kutlu an’a intisap edişimizle gerçekleşen bir süreçtir.

Âdem olarak doğulmadığının 2. Surenin 30. Ayet’ullah’ında açıkça ifade edildiğinin bilinmesi gereklidir. Yeryüzünde Âdem’iyetlik’ten önce yaşayan toplulukların, Rablerini dolayısıyla kendilerini bilmediklerinden ötürü dünyevi hırsları, şehvetleri ve arzuları onları aşağıda kan dökücü zalim kimseler haline getirmiştir.

Âdem ismi zikredilmeden önce Rabb meleklere “bir halife yaratacağım” buyuruyor.

Halife; hali hazırda yeryüzünde bulunan ve kendini Rabbaniyetlikleri içinde tanımayan insanoğlunu yönlendirmek ve Hakk olan Rabbine döndürmek için görevlendirilmiş Ru’Hû üflenmiş zâtlardır. Haşa Allah’ın vekili değil vekili Allah olmuş kulların insanlığa doğru yolu işaret etmesidir. Doğru yolun işareti akıl vermek, ne yapacağını söylemek ya da o zâtın emirlerine itaat etmekle sınırlı değildir. İnsanoğlunun içten öğrenimi için varlığındaki Rabbine, Rabbinden tek olan ilâhi Allah’ına, Allah’ın ism-i marifetlerinden O’ Hû nefese isimsiz, sıfatsız, zâtsız Var’oluş’u bildirmektir.

Bilinmez diyerek nitelendirdiğimiz bir Varlık zuhur ile tecelli ediyorsa, O’nun bilinmezliği bilinmekte demektir. Bilme hâli batında somuttan arınmaktır. İçsel tarikte somuttan koptukça, soyut olanlar iç varlığımızdaki göz-en’eklerde görünmeye başlar.

İsmi Allah’ın varlığında anılan, Hakk deyince hatırımıza gelen o zâtlar var ya, işte onlar Âdem’iyet’lik taşıyan ve beşeriyetlikleri Âdem’in zürriyetinden olan ve dahi soy olarak Muhammedi silsileye bağlanmış zâtlardır.

“Âdem’in hamuru karılırken ben vardım” diyen Muhammedi nur, Ruhaniyetinden değil top yekün Varlık unsurunun ezeliyetinden dem vurmuştur.

Ruh elbette Hû nefesin aslından nüzul eyleyen ve O’nun emrinde olan bir zerre nefestir.

Ruhun nefes olmasının delili “biz ona ruhumuzdan üfledik” Ayetullah’ının açılımıdır.

Ruhumuzla nefes verdik, onun soluduğu artık hava değildir, ruhun nefesiyle hayat bulmaktadır.

Hz. İsa için de Kur’an’da aynı benzetme yapılmaktadır, İsa da Adem’iyetlik içinden tarik eylemiştir. Zahiren ve batınen Âdem ve İsa’nın doğumu birbirine benzetilmektedir.

Hz. İsa için ayet’ullah “biz onu ru-hû-l kudüs ile destekledik” buyurmuştur.

Dolayısıyla Hz. Âdem ne ise Hz. İsa da odur.

Buna nispeten ikinci yaratılış dediğimiz diriliş, tüm peygamberlerinin ve Râsûllerin aynı yaratılış ile Ru’Hû ilâhi nefes varlığında diriltiğinin delilidir.

Dirilişi bu âlemde ve bu mekanda Ru’Hû ilahi nefesle kazanan zâtlar, cismi ölüm sonrası hiç bir şeyin olmadığını bu alemde ve beden kabirlerinde hayy’at bularak tatbik etmişlerdir.

Bu diriliş sonrası günah dediğimiz hatalar yok mudur, elbette vardır. Yaşam içinde tecrübe dediğimiz her şey bir hatanın geri dönüşüdür.

İçsel yolculuğu, tariki içinde olan her zât ilk ve son kez bu hakikatleri kavradığından bir bilinmezlik içinde olduğunu bilmekte ve öğrenirkenki hataları onun bilinç anlamında yükselmesini sağlamaktadır. Yükselme olduğu gibi düşüşler de vardır. Ki nitekim ilk düşürülme Âdem’iyetlik üzerinden örneklendirilir, her katmanda aynı tehlike mevcuttur. Tek farkı yüksek bilince vâkıf olan bir zât düşünce, Âdem’iyet katına düşer. Çünkü Âdem’iyetlik tövbe ile tekrar yücelmeyi yani bilinçsel olarak Ru’Hû ilâhi nefesin varlığına yakinlik kazanma gayretidir.

“Tekrar diriltileceksiniz” ayet’ullah’ın delili de bu noktadan anlaşılmalıdır. Ruh ile nefeslenenler solunan havanın onun bir teşbihi olduğunu, hakikatten yaratılmaya delil olduğunu yine Hakk’ikat’ten hayatın, dolayısıyla “Nimet verilen dostlarının yolu” olduğunun idrakına erilmelidir.

Yaratılışın ikinci ve hakiki yönünü yaşayan zâtlar hiç bir toplulukta kabul görmemiştir.

İspatı yok, delili yok, gösterilecek bir durum değil ki göze gelsin, duydukların inanılacak gibi değildir ki kulağa hitap etsin. Eminlik kendi varlığının içinde oluşan bir olgudur. Kimse kimseden emin olmaz ne kadar hâli, tavrı itibariyle güvenip severseniz hatta atşık olursanız olun, an gelir düşünceye bir kurt düşüveririr.

İşte Muhammed’i varlık başta olmak üzre tüm o zâtlar eminliklerini Kendi varlıklarında taşır, Kendi tariklerini ve o tarikte kesbettikleri hakikatlerini anlatırlar. İstedikleri inanmanın ötesine geçilip Kendi Ru’Hû ilâhi nefesleriyle var’lık bulmalarıdır.

En büyük nimet O’ Ru’Hû ilâhi varlığın üflediği ruh dediğimiz Kendinden ledün varlığı taşıyan ilahi nefestir.

İlaveten “sana ruhtan soruyorlar de ki, o Allah’ın emrindedir” Ayet’ullah’ı Ruh üflenmiş olan Âdem’in Allah’ın emirlerine dolayısıyla yasalarına riayet etmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

İnsan zahiri doğuşuyla bir çok dönüşüm yaşamaktadır.

Batıni olan dönüşüm düşüncenin kalbi akl’etme merkezine bağlanması, kalbin gönüle evrilmesi ve her an’da alıp verdiğimiz nefesin Ru’Hû ilâhi nefes’ten ilişkisinde O’ Hû Var’lık’tan akış sunmasıdır.

İLLÂ İLLALLÂH HÛ..HŞY

You Might Also Like

HER TOPLUMUN BİR ÖNDER’E İHTİYACI VARDIR..

HER TÜRLÜ BİLİM KALICILIK İÇİNDE SÜREYE TÂBİDİR; İLİM, EBEDÎ ve EZELÎ BAKÎLİKTİR..

D’in’le HŞY’den.. HAS AN’DA ŞÜKÜR’ÜNE ER’EN’LER..

HER İ’NSAN’IN İÇ ÂLEMİNDE KENDİ HAKK’İKAT’İ “ALLAH” VARDIR..

LEDUNI ËSHTË ATY DHE I NËNSHTROHET ZBULIMIT..

Sosyal Medyada Paylaş:
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp LinkedIn Copy Link Print
Yorum Yazınız

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Eklenenler

HER TOPLUMUN BİR ÖNDER’E İHTİYACI VARDIR..
H Yayıntaş Ağustos 3, 2026
HER TÜRLÜ BİLİM KALICILIK İÇİNDE SÜREYE TÂBİDİR; İLİM, EBEDÎ ve EZELÎ BAKÎLİKTİR..
H Yayıntaş Ağustos 2, 2026
D’in’le HŞY’den.. HAS AN’DA ŞÜKÜR’ÜNE ER’EN’LER..
H Yayıntaş Temmuz 30, 2026
HER İ’NSAN’IN İÇ ÂLEMİNDE KENDİ HAKK’İKAT’İ “ALLAH” VARDIR..
H Yayıntaş Temmuz 29, 2026

Bizi Takip Edin

FacebookLike
TwitterFollow
InstagramFollow
YabendeYabende
Bizi Takip Edin
Telif Hakkı © 2024 Yabende. Tüm Hakları Saklıdır.
Hoşgeldiniz

Giriş yapmak için kullanıcı adınızı ve şifrenizi giriniz.

Şifrenizi mi unuttunuz?