Kâmil İ’ns’an Rû’Hû ve Muhammedî silsilenin akışı..
O’ Rû’Hû ilâhi nefes Kâmil İ’ns’an’ın elinde bir iradeye dönüşür, iradeye teslim ettiğimiz elimiz O’ Hû nefesin Dost’uyla bütünleşir.
İşte “Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah’a biat etmişlerdir. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir” (Fetih/10) beyanında apaçık görüldüğü üzere, Dost’a biatın Allah’a biat olduğu bu hâliyle sergilenir.
Bu hakikatler yaşanıp hayy’at eylenir, bilin ki O’nun iradesi, Allah’ın Dost’luğuna yönelip elini teslim edenlerledir. Elimizden her şey gelmektedir, bu sebeple elini Hakk’ikat’ten vermek çok mühimdir..
Elin hakikati avucunun içine koyduğun can’ın olmalıdır, ki Dost o can’nını gönül yuvası haline getirir, hiçbir yuva boş kalmaz, o kuşlarını o yuvaya yerleştirir, çift’er çift’er bütünleştirir. “Göklerin ve yerin yaratıcısı O’dur. Size kendi nefsinizden (nefesinizden) eşler, hayvanlardan da çiftler yaratmıştır. Sizi bu düzen içinde çoğaltır” (Şûrâ/11) ayet’ullah’ında olduğu gibi muhabbet kuşları yalnız değillerdir. Onlar canlarını vermiş gönüllerine kavuşmuşlardır, gönül bir hazinedir, hazinenin sahibi ile oturup kalkarlar ve secde ederler, o yuva yedi cenneti içinde taşır, “İşte bu, ardı arkası kesilmeyen bir lütuf olarak, altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları Adn cennetleridir” (Tâhâ/75-76) ayet’ullah’ların müjdesindeki sırla hangi kapıdan gireceklerini şaşırırlar, çünkü orası R’Ahmet kapısıdır. R’Ahmet’in içinde ne ararsan vardır, onlar artık aramayı bırakmışlardır, çünkü buldukları Varlık onlara arayanın Kendisi olduğunu bildirmiştir, onlar arayanla bir’likte bir arayıştadırlar, arayış arzularını dahi O’ Dost’un iradesine teslim etmişlerdir. Aradıkları artık Kendileri değildir, “Bilin ki şüphesiz Allah, kişi ile kalbi arasına girer.” (Enfâl/24) ayet’ullah’ın tecellisiyle Kendinin içindeki Kendilerini bulmuşlardır.
O uzattığın elin içinde canın olmalıdır, ki Dost o canı alır avucuna gönlünü yerleştirir, bu “Allah iman edenlerin dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır” (Bakara/257) ayet’ullah kelamında müjdelenen bir dönüşümdür, canlarınızla Dosta varınız, teslim edip gönlü kazananlardan olasınız, gönül ruhun nutfeden damlaya dönüş halidir, o gönülden tekrar yaratılırsınız. Sebep O’dur ki O’nun dostunun gönlü hoş tutulmalıdır, bu hoşluk bir pranga değil, Gönlün öz HÜVE’yetidir..
Bizler Ruhumuzu O’nun uzanan O’ Dost elinden kesb’ederiz, irade ve kudret bizim de tutunduğumuz ve sizlerin de aradığı Râhmet ümidimizdir, “Sizin dostunuz ancak Allah’tır, O’nun elçisidir ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren müminlerdir” (Mâide/55) hakikatine bağladığımız Muhammedî silsile Allah’ın Dost’luk vasfının içindeki akıştadır..HŞY

