Kur’an’ı anlamak, kitabi olan kur’an’a uymak değildir.
Kur’an’a uymak, içindeki mesajı idrak etmektir.
İlk giriş suresi (Fatiha) öylesine tesadüfen bir başlangıç değildir. Rahmân’iyet ve Rahîm’iyet varlığının “Nimet verdiği Dostlarının yoluna gir”mektir, bu Dost kavramı kitaptan münezzeh varlığı Hayy Hakk olan, Muhammed’i Resûl’iyet taşıyan Mürşid-i Kâmil’dir..
Allah’ın zâtı elbet her insanda açığa çıkması gereken bir var’oluştur fakat bazı kulları vardır ki daha göründüğünde Allah’a yönlendirir, bu hâl Cemâl hâlidir. Onları, O’nun Cemâli cezbetmesinden önce yönelişleri vardır, yöneldikleri Cemâl öyle sahicidir ki, inkâr götürmeyecek kadar hak’ikat’tir. İnkarcıların inandık gibi görünmeleri inkara meydan vermeyecektir.
Resûl varlığındaki Hakk’ı kabul etmeleri de onları doğru yola iletmemiştir. Çünkü onlar Resûl’üne “Senin Allah’ının emirleri seni ve sana uyanları ilgilendirir” diyerek Hayy olan Resûl’ünü inkâr etmiş değil, kendilerindeki Hakk varlığını inkâr etmişlerdir..
Tabiki isteyen dilediği gibi kur’an’a yönelebilir fakat ilk sure (Fatiha) dostsuz kitaba yönelmenin doğruluğunu bizlere tahlil ettirmektedir. Allah ile dostluk kurulmadan önce O’nun “Dostum” dediği zâtları bulmak tanımak ve ahbaplık-dostluk kurmak ve dahi muhabbet’ullah oluşturmak gereklidir..
Kur’an ancak Dost varlığıyla açılım sağlamaktadır, çünkü O’ Kur’an’ı Muhammed’i Dost vasıtasıyla arz etmektedir..
Kur’an-ı kelâm’ullah’ın dışına çıkaracak tefsirler günümüzde çoktur, bunun içindir ki Hakk Dost’larının yolu vacip tutulmuştur..
Dost bu noktada Muhammed’i şuurdur, yönelenleri hem kendi şuurundan beslemekte, hem beslendiği kaynağa yönlendirerek irşad etmektedir.
Ne Kur’an ne de Dost Mürşid ilâhlaştırılmamalı, yönlendirdiği Ru-Hû ilâhi nefes içimizden akmalıdır..HŞY

