Âlemde yaratılan hiç bir şey “tesadüfen” değildir. Rabb’il Âlemîn’in Kendi’ni bildirmeyi istemesi nedeniyle her bir yaratılmıştan Var’lığının bir yönünü ile zuhur ettirmiştir..
Yaratılmışlık eşyaya mahsus değildir, fiiller ve sıfatlar da yaratılmıştır. Her fiilden, her sıfattan görünen O’nun Var’lığıdır. Bunun için ince düşünce gerekir..
İnsan kendi varlığını idrak’ten uzaktır. O nedenle de kıymetinin idrakinde olamamaktadır, malayânî işlerle ömrünü tüketir. Kendinin ne olduğunu düşünmez. Sadece mevcudiyetini sürdürmekle yetinir..
Ey insanoğlu!
Sana örnek model İ’nsan’ı gönderdik. Gözlerinin önündekine körlüğü bırak da, kıymetini yerlere düşürme, ayaklar altında çiğneme, emanet nefsî varlığınla aslî varlığına ihanet etme, aslanı kediye boğdurma. Canının kulağını açasın ki işitmeyi öğrenesin..
İşte karanlık sana bir misal olsun, orda herhangi bir cisim görmediğin gibi hakikatte tek olan varlığınla başbaşasın. Bedeninin içi de karanlık ve o karanlığın içinde bir ışık var ki o ışık O’nun Sen’deki Nûr’udur. Sen ise dışarının ışığını açtığında gördüğün çoklukla savaşırsın, o çoklukla savaşmaya, onları yenmeye güç yetirmezsin, onlarla O’nun Bir’liğinde olduğunu bilmelisin..
Karanlığın içindeki Nûr kalbindedir. Her şey o kalbin etrafında dönerek tavaf eder. Ancak hiç biri kalbin içine giremez, kalbin içinde olan tek şey onun içinde doğan, O’nun MuhammedAli sırrıdır, O’nun ilm-i hakikatidir. Dışarda tavaf edenler o sırra itaat ederler..
Ey Rû’Hû ilâhî varlığım, mürşid varlığım, resûl varlığım, rab varlığım Sen’dedir;
İçinde namazı kıldığım mescidim gönül varlığım, imamım ismimdir.
Sen’in varlığında var olmak miracım, hayy’atımdır..
Sunağına adadığım canımın emaresi gözyaşlarımdır..
Cebrail varlığında değildir derdime dermanım, Sen varlığındadır..
Ey can, içeriye yol açmak kolay mıdır, orda hazine gizlidir, görmez misin yollar açılırken nasıl parçalanır kayalar? Bil ki kolay değildir dağ misali nefsin kayalarını kırıp yolları açmak. Bil ki ilâcın aşk-ı ilâhînin gözyaşlarıdır..
Bil ki Dergâh varlığı, Rabb’in hû’zurudur, O’ dergâh içinde hû’zursuz olunmasını istememektedir. Yalnız
O’nun anıldığı yerde hû’zur olur, masivada hû’zur yoktur..HŞY

