O’nun bilinmeyi dilemesiyle sıfatlar ve fiiller zuhura geldi, sıfatlar ve fiiller O’nun âlemidir, O’nun varlığı bunlardan görülür..
O’, bütün o sıfat ve fiilleri insana verdi ki Kendi gibi düşünen ve düşüncesi hayy’at bulan kimselerden, halifelerinden bilinsin. İnsan O’nu bilmek için kendi düşünce âlemine dalmalıdır, kendi düşünce âleminde O’nun Kendi varlığını bulacaktır..
Bilinmek İ’ns’an’ın bilinmesiyledir, İ’ns’an’ın bilinmesi O’nun bilinmesidir. Bilinmeyi murad eden O’nun Var’lığı, o nedenle insanı Kendi’ne benzer yaratmıştır..
O’ der ki, Ben’im seni var eden, Ben’im Var’lığımla varsın, varlığın elimde. Şimdi insan kendi varlığına dönsün ki etrafında var ettiklerini kendi düşüncesinden var ettiğini bilsin. Onlara hayat veren sensin, bil ki sana hayat verdiğim gibi sen de onlara hayat verirsin..
İşte Ben’i bilmek böyledir. O’ ki Samed’dir, ihtiyaçsızdır, hep verendir..
O’ndan talep edersin hep almayı istersin, O’nu veren bilirsin de sen de vermeyi bilmelisin..
İlm-i hak’ikat söz ile değil hâl iledir. Hâli O’ bildirir. Uymak ya da uymamak insanın seçimidir. Her seçimin neticesi kendi hakikatinde gizlidir..
Can kulağın O’nda olsun. İşittiklerini kalem ile bildir. İşittiğin sana nüzûl edendir. Bu O’nun dilemesidir.
O’nun Varlığına imanın arttıkça bir çiçeğin yaprak açması gibi içerden içeri varlık tezahür etmektedir. Tek tipleştirmek O’nun Varlığını sınırlandırmaktır. O’ Var’lığı sonsuz olan yüce Kudret’tır. Var ettiği her şey haktır ve helâldir..
O’, Hû olan Var’lığını insana nefes olarak üflemiştir. O nefes rû’Hû ilâhîdir, içinde ruh vardır. Rû’Hû nefesle dünyaya gelen insanı O’, o rû’Hû nefeste mündemiç olan vasıflarla vasıflandırmıştır ve bu O’nun nizâmıdır. İnsan Rû’Hû’nda onun nizamının kurgusunu bunun bilincinde olsa da olmasa da taşır..
Ancak dünyaya gözlerini açan beşer varlığı, hep dünyaya ait şeyler öğrenir ve nefs ve ego varlığını ele geçirir. Öğrendikleriyle kendince bir yaşam kurgulamaya çalışır. Ancak kendince kurguladığı o yaşam hak nizamla aynı paralelde olmadığı için bir kargaşa ve çatışma yaşanır..
İşte o süreçte ruh boşlukta kalır. Çünkü ruh Asl’ından kopuk yaşayamaz fakat beşerî koşullarda yaşamaya mahkûm edilir. Ruh bu durumdan rahatsız olduğundan kişiye iç âleminden sürekli seslenerek rahatsızlık verir ki rû’Hû ilâhî nefesin sesine kulak versin..
Ne vakit rû’Hû ilâhi emre itaat edilir, o vakit Hû’zur’a erilir..HŞY

