Hû ol’an nefes bir ağacın dalları gibi bedende hayy’at bulur ve esmalar ortaya çıkar, esmalarla birlikte yaşam zuhur eder. O’, yaratmasında merkeze maddeyi değil bu mânâyı koymuştur ki O’nun nizamı budur..
İnsan maddeyi merkeze koyarak bir yaşam kurgulayamaz. O’, o yaşamın düzenini yerle bir eder. İnsanın yaşamındaki karmaşanın nedeni budur. Önce yaratılmış ol’an mânâdır ki öncelenmesi gereken mânâdır, O’, mânâdadır..
Bedenler vesiledir, bedeni yönlendiren düşüncedir, düşüncenin nereye dönük olduğu mühimdir. Bedeni hareket ettiren o düşünce O’nun varlığına yönelik olsun ki nüzûl edeni işitebilesin. İşitip iman eyle, düşünceni teslim eyle, bedensel varlığın rıza-i ilâhi ile hizmet eylesin âleme..
Ey Can’ım,
Ne zamana kadar zahiri, zahiren yaşayacaksın?
Düşüncenin bir ucu sendedir diğer ucu O’nda. İşte o diğer ucundan sana nüzûl eder. Sen düşünceyi ikiletme, nüzûle kulak ver, Rabb varlığına rabt’ol, Rabb varlığının rızkı O’nun Rezzak varlığındandır..
Kalbin gıdası hüzündür. Hüzün düşünmeyi tefekküre sevkeder. O’ derin düşünmenin içindedir, akl’etmek O’nun içinde olduğu derin düşünmededir. Derin düşündüğünde göreceksin ki bütün yollar O’na götürür. Her şey O’na götüren yoldur, her şeyi yaratan O’dur, yaratmadan murad bilinmektir, her sebeple hatırlanacak O’dur.
Sen daima O’nu hatırlayıp anmaya talip olasın ki mahrum kalmayasın, işte bunun için hüzne talip olasın..
O’ düşüncenin içindedir..
Düşünce dine, mezhebe sığar mı?..
Düşünce tarik oluşturur. O tarik insanın kendinden Kendi’ne giden yoldur..
Gökten suyu indiren Allah’a hamdolsun, vallahi su olmasa yaşam olmayacaktı..
İnsanın hakikati onun rû’hû varlığıdır, sonradan yaratılan her şey nefsi yönüdür, rû’hû hakikatle bir’leşmeye manidir, birleşme için birleşmeye mani her şey aradan çıkarılmalıdır..
Ey Can’ım, sekerat hâlin ölmeden evvel ölme halindir, sekerat gözün O’ndan başkasını görmemesidir. Nefes varlığın sendeyken gözün Mürşid’den başka şeyi görmesin, sen bu sekeratı yaşamadan Mürşid’in sözlerinin ne dediğine bakarsın, anlamak istersin, bil ki ölmeden evvel ölmeden o kelâmın içine de giremezsin. Kelâm sende cezbe oluşturmaz, o hâl sana anlayışının çerçevesini çizer, herkes başka bir anlayışla kelâma yaklaşır, bilesin. Sen ölmeden evvel ölmeyi isteyesin, ki Hakk Mürşid’inin sana işaret ettiği hak ol’an anlayışı bul’asın..
Bu âleme düşen her rûh O’na dönebilmek için O’nun anlayışı silsilesinde tutunmalıdır. Bil ki silsileye tutununcaya kadar ruhun boşlukta yüzer, o silsileye tutunmak için Âdem’iyet gerekir. Her insan o Âdem’iyet vasfını elde etmelidir. Âdemiyet, müslim’iyet, dervişlik için elinden yaratılmışlar incinmemelidir. O’nun varlığı her yarattığında Nûr olarak mevcuttur, gören gözler görür, hisseden kalpler canlanır. Yarattıklarının incinmesinden Gönül incinir. İncittiğin gönülden af dile, tevhidin zikrini dilinden bırakma ki düşünce temizlensin..
O’, Nûr’una boyanmış Hakk Dost’u Mürşid’in Gönlü’ndedir. Bil ki o Gönül Kâbe’dir, her şeyin merkezidir, her hâl ve davranışının orda bir karşılığı olur. Orası emin beldedir. Emin beldede savaş yoktur. Mahlûkâtı incitmenden Gönül incinir, O’nu incitmeyesin..HŞY

