İstisnasız her insan sevildiği yerde olmak ister ki sevgisini açığa çıkarıp sevmeyi bilebilsin..
Kendinden yarattığını seven Dost Varlığın içinde, sevilmenin ne olduğunu mürid olan hissetmektedir. Sevildiği için aynı öğretiyle sevmekte, severek sevene sevilmeyi bildirmektedir..
Bu oluşum dönüp dolaşıp İ’ns’an’a seven ve sevilenin Kendi’si olduğunu göstermektedir.
İçimizde bizden ayrı hangi Varlık vardır ki bizi bizden önce sever ve Rahmet’inden merhamet eder olsun.
Kendi Ru’Hû ilahiden ol’an İ’ns’an bu idrake, Allah’ın Habib’ullah’ım dediği sevdiği Aşk beslediği Dostları vasıtısayla ulaşır, ulaştığı o dostun sevilişini habibliğini değil, Kendi Habib’ullah varlığına çekilişidir..
Habib’ullah aşkında ve dost sevgilim hitabında ilişkiyi şöyle düşünmek gerekir..
Rabıta yani Dost Mürşid varlığına mıhlanma, yapışma, alâkanı ve ilgini O’ Dost’tan yana tutma halleridir.
Müridin Dost Mürşidine olan aşkını, habibliğini, sevgililiğini bedensel kurulan ilişkilerin, fizikten soyunmuş batıni haliyle hayy’al eyleyin..
Batıni olan bu ilişki ruhani temaslar ile ilişkiye girmek ve kontak kurmak bağlanmaktır. Zevk (şen hâli) edinmek aşka gelmektir, bu zevk hâli Dost varlığın sırlarını akıttığı an’dır.
Dost Mürşid’in Rabbani sırları, batıni ilişkinin içinden içine akar.
Her sır bir tohumlama yapar, her tohumu muhabbet’ullah Rahmetiyle sular.
Kulaktan düşünceye, düşünceden gönüle akar..
Gönül bu akışı övgü ve hamd ile yücelterek, bilincin miracına çıkar.
Kendi sırlarını içinde açan mürid, dönüşte yine aynı istikamete uğrar.
Her miraç bilinçten gönüle mutmainlik katar, gönül düşünceyi Rahmân’ın muhabbet’ullah’ı ile sular, daimi tohumlama daimi Rahmet sunar..HŞY

