Tarama deneyiminizi geliştirmek, kişiselleştirilmiş reklamlar veya içerik sunmak ve trafiğimizi analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz. "Kabul Et"e tıklayarak, çerez kullanımımıza izin vermiş olursunuz. Çerez Politikamız
Kabut Et
YabendeYabendeYabende
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Yazarlar
  • Köşe Yazıları
    • Tasavvuf
    • Felsefe
    • Tarih
    • Kültür / Sanat
    • Diğer
  • İletişim
Okunuyor: HUDEYBİYE’DE SELÂM..
Giriş Yap
Bildirimler Daha Fazlası
Font ResizerAa
YabendeYabende
Font ResizerAa
Arama
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Yazarlar
  • Tasavvuf
  • Felsefe
  • Tarih
  • Kültür / Sanat
  • Diğer
  • İletişim
Giriş Yap
Bizi Takip Edin
© 2024 Yabende
Yabende > H Yayıntaş > HUDEYBİYE’DE SELÂM..
H Yayıntaş

HUDEYBİYE’DE SELÂM..

H Şükrü Yayıntaş
Tarih: 23/03/2026
H Şükrü Yayıntaş 1.3k kez okundu

48/18-Muhakkak ki Allah, Hudeybiye’de o ağacın altında sana bey‘at ettikleri sırada o mü’minlerden râzı oldu. Onların kalplerindeki ihlâs, temiz niyet ve içten bağlılığı gördü; bu sebeple üzerlerine sekînet, huzur ve itminân indirdi. Onları yakında gerçekleşecek bir fetihle mükâfatlandırdı.

Hudeybiye antlaşması İslam tarihinde Muhammedî varlığın müşrik topluluğa İslâm’ı hukuken tanıma ve onama antlaşması olarak bilinir..İslam medeniyetinin resmi olarak tanınması ve onaylanmasıdır.

İslâm’ın bir devlet otoritesinden çok, bir medeniyet olduğunun altını çizmek isteriz.
Peygamberlerin tümü otoriter yapılarıyla değil, medeni anlayışları ve hoş görüsel bakış açılarıyla yolu aydınlatan nurlardır.
Bu aydın zümre Allah’ın inayeti doğrultusunda din, dil, ırk ayırt etmeksizin Rahmân varlıklarıyla kâinattaki her zerreyi kuşatmışlardır..

Dünyevi olarak perdelenen bu Hudeybiye sahnesi, her kişinin iç âlemini temsil ederek, İslâm’ı yani barışı, dolayısıyla kendini tanımanın yoludur..

İslâm kökünden gelen “Selâm” kelimesi de bu antlaşmanın zeminini kurmuş, selâm ederek barış içinde gelmişler ve Allah’ın varlığında yeryüzünde “biz de varız” diyerek selâm’etin yolunu açmışlardır. Onlar Allah’ın Selâm verdiği kullarıdır..

Kur’an’ın içindeki İslâmiyet insanın her türlü fıtrat ve yetkinliklerini açıklamaktadır. Karakterlerin her biri o döneme has bir topluluğu oluşturur dersek Kur’an’ın evrensel ve tüm’sel anlayışına terslik oluşturmuş oluruz..

Dünyevi olarak müşrik ve mü’min karakterleri an deminde vücud bulurken, ayet’ullah’ın bir de içsel mahiyeti vardır..

Biliniz ki her mü’min kendi müşrikiyle yaşar..

Müşrik; Allah’a inanan ve fakat Ru’Hû ilâhi varlığı yaşantısı içine harmanlamada yetersiz kalmaktır..

Müslüman toplulukar “hepimiz Allah’ın kuluyuz” düşüncesini benimser, davranış ve fiilleri yani ameli kısmı bu düşüncenin pekiştirme halidir.
Fikrimde Allah var zikrimde Allah var, demektir. Zikir burada harekete geçmektir, nasıl gece gündüz tevhid eylediğimiz zikrirlerimiz iç âlemimizde bir hareketlilik oluşturuyorsa, dıştaki hareketliliğin adı da bir zikirdir. Kur’an’da geçen “zikir ehli” tabiri içsel zikrin amelden zikre dönüşen kullarına atıftır. Muhammed’i varlığı hâlâ zikrediyorsak o bir zikir ehlidir, bu sebeple Mürşid varlığını içinde kendine ve dışarda çevrene zikretmen zikir halakasına varlığını yazdırman demektir..

Zikir; Allah’ın isimlerinin batınen ve zahiren vücud bulmuş halleridir, ehl olanlar bu isimlerin taşıyıcılarıdır. Dolayısıyla isimleri anarken taşıyıcılarını da zikretmiş yani çağırmış oluruz..

Allah bir isimlerinin ötesinde kulların düşüncesine sızan varlık, yöneten ve yönlendiren tek ilâhdır..

İslam’iyetin niyeti ve ön görüsü müslüman olmak değil, İslâm’ın içine yani vayhin merkezine nüfuz etmektir. Vahyin içine nüfuz etmek Kur’an’ı yaşamak ile mümkündür..

İşte bu Hû-deybiye antlaşması, her insanın içindeki Hû ile barışı ve kendi iç varlığında oluşan biat’laşması, varlığına yönelik sergilediği bir duruşu temsil eder..

İslam medeniyeti olarak bey’at (tanınan) edilen, insanın iç varlığındaki biat’ın aynısıdır. Burada da bir tanıma ve onaylama (Selâm) vardır.

Hudeybiye bey’at’ının bir “ağacın” altında tasvir edilmesi ne kadar da çok Allah’ın nuru altında Mürşid Mürid biat’ına benzemektedir. Hz. Musa’nın biat’ını hatırlayın, bir ağacın yanan ateşinden ilk vahyini işitmişti..

İslâm’iyet adı altında iç varlığını dışına aksettiren yansıtan Muhammedî varlık, içteki sulh’u dış âleminde tezahür ettirmiştir..

Biliniz ki, Kur’an tümüyle İ’nsan varlığından bahsetmektedir.
Değişen ve dönüşen karakterler sadece bir insanı anlatır. Kur’an’ı dış yapısıyla bölmek bizleri ayet’ullahları kavramaktan uzak tutar. Bu sebeple bahsi geçen müşrik anlayışını kendi vücudumuza, insanlığımıza indirmeliyiz.

Bu çok acı bir anlayıştır ki, müşrik deyince herkesin tüyleri diken diken olur.
Kimse müşriklikle kendini bağdaştırmaz.
Halbuki gün içinde ya da akşam veya gecede, neyi zikredip neyi dillendiriyor olduğumuz bizlere bunu her an söylemektedir..

Din ve devlet işleri birbirine karıştırılmamalı gibi yanlış bir itham vardır. Din algısı her müslümanda sınırlı bir çerçeve çizer, halbuki vahyin içine girmek Allah’ın belirlediği kuralları harfiyen uygulamak insanoğlunu refaha erdirecek tek dayanaktır. İslâm medeniyeti dinin içine girmeyi değil vahyin ön plana çıkmasını arzulamaktadır..

İslâm’iyet (teslim’iyet) içinde vahy; namaz, oruç, hac gibi kişisel ibadetlerden ibaret değildir. Misâl; “namaz kılıyor musun, oruç tutuyor musun” gibi soruları “ihtiyacı olanlara yardım ediyor musun, Allah’ı zikredip O’nun tebliğini yayıyor musun” gibi sorularla değiştirmek, hem kişiyi hem çevresini dönüştürecek sözle başlayan eylemlerdir.

İlk eylemin söz olduğunu sakın unutmayın.
Ve bu söz ilk olarak düşüncede var’olur.
Tıpkı biat’ın Hakk’ikat’inin iç varlığında zuhur etmesi gibidir. İçerde (batında) oluşan her vaka, dışarda vücud bulmak üzre yaratılmaktadır.
İsterseniz günlerce susun tıpkı Hz. Zekeriya ya da Meryem gibi, düşüncemizde susmayan bir kudret vardır. Düşünce hiç bir an boş kalmaz, çünkü O’ndan’dır, O’nun yaratmasıdır. O’ haşa boşluk kabul etmez.
İyi veya kötü diye ayırdığımız tüm düşüncelerimiz O’ndan ya da O’nsuzluktandır.

Yaratılıştaki tek dualite Varlık ve yokluktur..İnsan beşer olarak dünyaya yokluktan gelir, kendini cismi olarak tanıdıkça Varlık kazanır. Batıni olarak manevi ve uhrevi fetihler de böyledir, yokluk ile yola çıkılır. Yokluğu giydirecek olan O’nun nurani varlığıdır.
Muhammedî varlığın nur’u bir kişiye atfedilmiş değildir, İ’nsan varlığına ihsan edilmiştir..

Ayetullah’ın da buyurduğu gibi;
“Onların kalplerindeki ihlâs, temiz niyet ve içten bağlılığı gördü; bu sebeple üzerlerine sekînet, huzur ve itminân indirdi. Onları yakında gerçekleşecek bir fetihle mükâfatlandırdı.”

Ayetullah’ları bu iyi bu kötü diye ayırmak bölmek nefsin arzusudur, zalimi bileceğiz ki ayıklanalım, ölümü bileceğiz ki diriliği kavrayalım, müşrik anlayışını dışarda değil kendi içimizde arayalım.
Biri çıkıp müslümanlarının çoğusu müşriktir dese, ortalık ayağa kalkar. Halbuki mü’min bir kul bu nidadan kendine bir paye katar.
Abdestini değil yönelişini tazeler, sahura kalkıp Allah’ın sunacağı rızkı bekler, Kâbe’nin duvarlarını kalbinde inşa eder, zekâtın manâsını varlığın nimetinden ikram eder, nihayetinde şehadet hidayete erer..

En yüce olan alemlerin Rabbi olan Allah’ım..
Sen ki Rahmân’sın, Sen ki Rahîm’sin, bizleri razı olduğun kullarının arasına al, bizleri varlığına yakin kıl, gönlümüze sekînet bağışla, Kur’an’ı öğret ki gaflet denilen perdelerimiz aç…
İllallâh Hû..HŞY

You Might Also Like

O’ HAMİD SENDEN NE TALEP EDER?..

TI QË JE AZIZ, ME DASHURINË TËNDE MËSON PËRMES DASHURISË SATE..

FRYMA E RUHİT (SHPIRTIT) -ME LOT A ME ZJARR..

HALİFELİK ve ÂDEM’İYET, TESLİMİYET ve KURB’İYET..

O’NDAN BİR LÜTUF, MERHAMET..

Sosyal Medyada Paylaş:
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp LinkedIn Copy Link Print
Yorum Yazınız

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Eklenenler

O’ HAMİD SENDEN NE TALEP EDER?..
H Yayıntaş Mart 31, 2026
PREJ VAHDETIT NË TEVHID – ME ALLAHUN DREJT FRYMËS HÛ..
Harika Bolga Mart 29, 2026
TI QË JE AZIZ, ME DASHURINË TËNDE MËSON PËRMES DASHURISË SATE..
H Yayıntaş Mart 27, 2026
FRYMA E RUHİT (SHPIRTIT) -ME LOT A ME ZJARR..
H Yayıntaş Mart 26, 2026

Bizi Takip Edin

FacebookLike
TwitterFollow
InstagramFollow
YabendeYabende
Bizi Takip Edin
Telif Hakkı © 2024 Yabende. Tüm Hakları Saklıdır.
Hoşgeldiniz

Giriş yapmak için kullanıcı adınızı ve şifrenizi giriniz.

Şifrenizi mi unuttunuz?