“De ki; O’ Allah’tır” beyânı, ilâhlardan sıyrılıp Allah’ın fiillerine dayanmaktır..
O’ kimdir sorusunun en mükemmel cevabı ihlâs ile ihlâs’a erenler ile açılır.
“Bir tek’tir” tekilliğini bir’e Allah ismine nüzûl ettiren O’dur..
“Allah Samed’dir” ihtiyacı olmayan ve ihtiyaç duyulan tek Varlık’tır, çünkü tüm ameli fiilerin açılımı O’ndan’dır..
İnsan Allah’ına muhtaçtır, fiil olmadan hiç bir âlemde hareket olmaz, dolayısıyla tüm hareketin toplandığı fiillerin açığa çıktığı noktadan “biz ona ruhumuzdan üfledik” beyânı anlayış bakımından doğru konumlanır. Üfleyiş bir hareketliliktir. Bilinç bu hareketlilikle O’nun fiilerini canlandırır.
Eser, titretir ve hareketliliği üzerinden fiillerini işletir..
“O’, doğmamış ve doğrulmamıştır” ilk fiilin yani hareketin nasıl ortaya çıktığı bilen yoktur, bu bilinmezlik daimi Varlık fikrini türetir. İnsan dünyaya gelirken dahi, gelmeden önce oluşan bir hareketlilik üzerine belirginleşir..
Yok’tu, fakat var’dı.
Bir cenin’in anne Rahîm’indeki ilk anları, ilk günleri, ilk haftası sır’dır.
Vardır ama yoktur, daha fiillere geçmemiştir yani hareketlilik başlamamıştır. Sadece tek’bir hücre içinde bölünmekte çoğalmaktadır.
Yukarıya yani annenin batın’ına çıktığında belirginleşir..
Batın, gizli-gayp ya da sır değildir.
O’ Hakk’ikat’te batınen bilinir. O’nun inanılmaz olan kısmı burasıdır..
Dolayısıyla fiillerin sahibi tüm âlemlerden bağımsız olup, yine tüm alemleri Kendine bağlayan yegane oluştur..HŞY

