O’, kimselerin sahip çıkmadığına muhkim olan Varlık’tır. Hiç bir insan yoktur ki yalnızlık bilsin, yalnızlık bedenen yaşanabilir fakat içsel bir yalnızlık mümkün değildir.
Kimselerin haberdar olmadığı, canlı ve cansız bilinen tüm varlıkların ihtiyaçlarını gideren kudret O’nun emrinden hareket eder.
Emir, ezeli ve ebedî kusursuzluk içinde işleyen ilk tepkimedir.
O’ emirin Kendisidir, emir O’ndan ayrı değildir.
Emir, yaratan ile yaratılanın birbiriyle kontak kurduğu bağdır.
Allah’ın emrinde olan âlemler, emrin dışına çıkamazlar. Emirleri yaratıcının isteği olarak görmemek, bilakis var’oluşun değişmez yasalarına dayanmak olarak benimsemek gerekir. Emre uymamak olarak bildiğiniz her şey O’nun emirlerinin içindedir.
Misal ki Adem’in yani O’nun yarattığı İnsan’ın Allah’ın emrine olan itaatsizliği, tepkisel yani düşük bilincin yarattığı hareketliliğin dolayısıyla tarik dediğimiz içsel yütüyüşün başlangıcıdır.
Uzaklaşma ve yakinliği yaratmak da O’nun emrindendir. Bilinci açığa çıkaran tek eylem bilincin azalması yani düşürülmesidir.
Adem olan İnsan’ın indirilmesi bu düşüşün neticesidir. Bilincinin, Rabbinin yani nefsinin idrakine varan her İ’nsan, bu düşüşü kendi iç âleminde yaşar.
Yücelişin merkezi insan değildir, İ’nsan’daki bilinç varlığıdır.
Bilincin yücelişi, yaratan ve yaratılanın iç içe harmanlandığı katmanlardır. O’ hû varlık en yüce mertebede dahi yoktur. O’ hem her şeyden münezzeh hem her şeyin sebebi, yaratan ve yaratılanların O’na dönük olduğu eşsiz mabud’tur. Bilmediğimize iman, bildiklerimizin üzerinden kurduğumuz bağ ile sağlamlaşır.
Kimsesiz, ıssız kalmak O’ndan mahrum olmaktan kat kat mevladır.
Kudret, Mevlâ’nın avuçları arasında ihyâ olmaktır. Avuç bir betimlemedir, göğe açılan avuçların manâsı O’nun icabet edeceği iradeyi temsil eder. İrade kulun ihyası, dirilişi ve hayat buluşudur.
İhya, O’nun Allah ismiyle şereflenmektir.
Şeref, ahlâk ve haysiyet, R’Ahmet’ine gönül bağlayanların mükafatıdır.
Mükafat ne cennet, ne arş, ne de bir mülķtedir. Bilumum eşyanın ve mülkün tapusu Rahman ve Rahim olan Allah’ın emrindedir.
Emir, kulun boyun eğmesi ve teslimiyetinin dahi üstünde bir işleyiştir. Emrin içinde vücud eylemek Rahman’ın iradesiyle dostluk kurmak, bağdaşmaktır.
İrade, yerlerin ve göklerin ve ikisi arasındaki mutlak mevcudatın oluşumu, itaat ve telakki (uyum ve kabul) üzre belirginleşmesi, Varlık buluşudur.
İtaat ve Emir;
Görünen ve görünmeyen, bilinen ve bilinmeyen, yok’luk ve Varlık sahalarını kuşatan Rahman’ın sırrıdır.
O’ emrini itaat edenlerin içinde saklayandır.
Emir’e itaat etmek zordur, itaat eden emirin Kendisi olmuştur..
🌳🦋🌳

