Tarama deneyiminizi geliştirmek, kişiselleştirilmiş reklamlar veya içerik sunmak ve trafiğimizi analiz etmek için çerezleri kullanıyoruz. "Kabul Et"e tıklayarak, çerez kullanımımıza izin vermiş olursunuz. Çerez Politikamız
Kabut Et
YabendeYabendeYabende
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Yazarlar
  • Köşe Yazıları
    • Tasavvuf
    • Felsefe
    • Tarih
    • Kültür / Sanat
    • Diğer
  • İletişim
Okunuyor: YAKINI TERK EDİP YAKÎNE ERMEK, ER-RAHMAN ve ER-RAHÎM BİLMEK!..
Giriş Yap
Bildirimler Daha Fazlası
Font ResizerAa
YabendeYabende
Font ResizerAa
Arama
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Yazarlar
  • Tasavvuf
  • Felsefe
  • Tarih
  • Kültür / Sanat
  • Diğer
  • İletişim
Giriş Yap
Bizi Takip Edin
© 2024 Yabende
Yabende > H Yayıntaş > YAKINI TERK EDİP YAKÎNE ERMEK, ER-RAHMAN ve ER-RAHÎM BİLMEK!..
H Yayıntaş

YAKINI TERK EDİP YAKÎNE ERMEK, ER-RAHMAN ve ER-RAHÎM BİLMEK!..

H Şükrü Yayıntaş
Tarih: 27/10/2026
H Şükrü Yayıntaş 105 kez okundu

Biliniz ki ayağa kalkan üstündekileri silkeler, evlatlarınızın yakasını bırakınız ki ayak (kıyam) durasınız, evlat ile sınanmak budur, idrak edenlerden olasınız..

S’izi aşağıya çeken en yakınlarınızdır, yakını terk edip yakînlik kazanasınız. Her insan beşeriyetini (nefsini) bildiğinde üvey olduğunu anlayacaktır, öz anne ve baba Rahmân ve Rahîm varlığı olacaktır.

İnsanoğlu, bu âleme mülkiyet davası gütmeye değil, kendisini tutan esaret zincirlerini kırmaya, varlığının kıyamını ruhaniyetiyle hakikate erdirmeye getirilmiştir.

Bizler ise İ’ns’an’iyetimizi, en çok da en şefkatli bağımız olan evlatlarımız üzerinden sınanmakta olduğunu idrak etmeliyiz.

Onları bir mülk gibi addediyor, kaderlerine ve özgürlüklerine zincir vuruyoruz. Halbuki ilâhi kelâm, bizi bu illüzyona karşı açıkça uyarır; “Biliniz ki mallarınız ve evlatlarınız birer sınav vesilesidir.” (Enfâl/28).

Evladın yakasını bırakmayan kişi, kendi omuzlarındaki dünyayı da asla silkeleyemez.

Ayağa kalkmak ve manevi bir direnişe başlamak, ancak kalpteki hesapsız bağları bırakmakla mümkündür. Çünkü bizi Yaratıcı’dan, asıl hakikatten ve Dost Mürşid’in yakînine giden yoldan alıkoyan, baş aşağı çeken şeylerse, çoğu zaman uğruna canımızı feda ettiğimiz en yakınlarımız olur.

Kur’an’ın hakikati bize fısıldar:

“Ey İMAN edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır. Onlardan sakının.” (Teğâbü/14).

Buradaki düşmanlık, bizzat bizim onlara karşı duyduğumuz marazî şefkatin, ruhumuzu esir eden bir engele dönüşmesidir. Yakını manen mesafelendirmek, onunla münasebeti kalben seyreltmek, kişiyi hakiki yakınlığa, yani manen şek şüphe barındırmayan “yakîn” bilgisine ulaştırır.

İnsan, kendi beşeriyetinin, nefsinin hisveler ve arzuyla dolu tabiatının farkına vardığında, bu dünyadaki her şeyle kesbettiği akrabalığın yalandan ibaret olduğunu, bu âlemde bir “üvey” gibi leyl olduğunu idrak eder.

Burası öz vatanımız değildir. İşte bu his, ruhun öz anne ve babasının, onu R-Ahmetiyle kuşatan, şefkatiyle besleyip büyüten Rahmân ve Rahîm ol’an Allah (Hakk Dost) hakikatine uyandırır. Kul, maddeden ve beşeri bağlarından sıyrılıp öz (Rû’Hû ilâhi) kaynağına döndüğünde asıl bağını bulacaktır. “Şüphesiz biz Allah’a aitiz ve yine O’na döneceğiz.” (Bakara/156).

Kıyam, bu asıl bağa bağlananların (silsile-i soy tariki) ve idrak edenlerin yoludur.

Tam da bu diriliş ve yakinlik yolculuğunda, yolcunun önüne beşeri aklın barikatları kurulur. Derler ki: “Dost Mürşidine fazla yaklaşma, o güneştir yakar, yanarsın.” Korkunun ve temkinin dilidir bu, perdenin arkasını sezemeyenlerin, güvenli limanlarında çürümeyi seçenlerin kelâmıdır. Bilmiyorlar ki o Dost Mürşid’ten uzakken, o hasret sahralarında çekilen yanma, kuru bir azaptır. Hakiki aşka uyanamamış ruhun, hicran ateşinde kavrulmasıdır.

“Oysa kurbiyet, o ilahi güneşe gözü pek bir pervanelik gerektirir. Tıpkı Aşk ateşine âşık olan bir kelebek gibi, yanacağını bile bile o nûra koşar, kanatlarını o kutsal alevde eritir ve yoklukta varlığı bulur.

Korkmayın ey yolcular; uzaklığın kuru azabındansa, yakînliğin o nûrlu hararetine talip olun.” Nitekim bu ilâhi çekim ve Mürşid’in nûru, fani olanı yakıp geriye sadece baki olanı bırakmak içindir. Yüce Kelâm bu hakikati ne güzel beyan eder:

“Allah, iman edenlerin velisidir (Dostudur), onları karanlıklardan nûra çıkarır.” (Bakara/257).

Mürşidin nûru da o ilâhi dostluğun yeryüzündeki gölgesidir ve kulun nefsani karanlıklarını yakıp kül etmek için parıldar. Uzakta kalıp hasretin azabıyla kavrulmak mı, yoksa hidayet rehberinin nûruna yaklaşıp benliği aşk ateşinde eritmek mi? Azabın ateşi mi, aşk ateşi mi ey can, seçim senindir..

Unutma ki İbrahim’i yakmayan o gülzar, nâra pervasızca yürüyenlerin mükafatıdır. Bizleri o asıl nûra ulaştıracak vesilelere sarılmak, yakînin tâ kendisidir:

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve O’na yaklaşmaya vesile arayın…” (Mâide/35).

Vesilesine sarılan, ateşten korkmaz, bilir ki o nâr, nûra açılan kapıdır. En nihayetinde bu yolculuk, benliği tamamen eritip mutlak teslimiyetle o en yüce makama baş koyma yolculuğudur. Rabbimiz kuluna en yakın olduğu o anı ve vuslatın sırrını açıkça beyan etmiştir: “…Secde et ve yaklaş.” (Alak/19).

Kul, nefsini Mürşid’inin aşk ocağında eritip secdeye vardığında, mesafeler tamamen kalkar ve o aranan hakiki yakînlik tamamlanmış olur..HŞY

You Might Also Like

R’AHMET KAPISINDA ARAYANLA BİR OLMAK, GÖNLÜN ÖZ HÜVE’YETİDİR!..

ETKEN OLAN RAHMÂN’DAN EDİLGEN OLAN RAHÎM’E MESAJLAR..

A JE BËRË NDONJËHERË HIÇ?..

DİR’AYET’TEN HİD’AYET’E..

GÖNÜL KÖŞKÜNDE BARIŞ..

Sosyal Medyada Paylaş:
Facebook Twitter Whatsapp Whatsapp LinkedIn Copy Link Print
Yorum Yazınız

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Eklenenler

R’AHMET KAPISINDA ARAYANLA BİR OLMAK, GÖNLÜN ÖZ HÜVE’YETİDİR!..
H Yayıntaş Ekim 25, 2026
ETKEN OLAN RAHMÂN’DAN EDİLGEN OLAN RAHÎM’E MESAJLAR..
H Yayıntaş Ekim 24, 2026
“SEN SABREDENLERDEN MİSİN?” Musa ile Hızır Kıssası
Nazlı Yayıntaş Ekim 19, 2026
A JE BËRË NDONJËHERË HIÇ?..
H Yayıntaş Ekim 14, 2026

Bizi Takip Edin

FacebookLike
TwitterFollow
InstagramFollow
YabendeYabende
Bizi Takip Edin
Telif Hakkı © 2024 Yabende. Tüm Hakları Saklıdır.
Hoşgeldiniz

Giriş yapmak için kullanıcı adınızı ve şifrenizi giriniz.

Şifrenizi mi unuttunuz?