Dur ey can ve düşün!
Sen ki bir dergâhın kapısına varmış, o Mürşid-i Kâmil’in destine sunmuşsun. Bunun sıradan bir şey olduğunu mu sanırsın?
Oraya gelmek bir nasip işidir. O dergâha yolu düşen hiç bir varlık için bu, sıradan bir şey değildir, idrak edesin!
Nefesini gelip geçici şeylerle oyalanarak tüketirsin de neye harcadığını bilmezsin.
Kurb’anlığın teslimiyetini gördün mü?
O kıpkırmızı kanı akıtmadan, nefesi teslim etmeden varlığından geçmiş olmadı. Sen ki nefesi teslim etmeden önce varlığından geçip nefsi teslim edebilirsin. Kurb’an sana nasıl misaldir, derin düşünesin!
Seni terk etmeyecek olan yalnız Rabbindir. Nefesini teslim etmeden Rabbini bil, kurb’an kes ve namaz kıl..
Ey Can’ım;
Semi olan işitme kabiliyetini yücelere yönelt, O’nun seslenişi yücelerdendir. Düşüncen duadan ayrılmasın, hep duada olmak hep O’nunla olmak demektir. O’, hep Kendi’yle olmanı murad etmektedir, seni Kendi için yaratmıştır. Kendine O’nun yüceliğinin nizamından bir yaşam kesbet..
O’, seni Kendi’ne çeker, nimet verir. Şükürle çeker, sıkıntı verir, düşünceyle çeker. Bil ki her şeyin bir nedeni vardır. Sen nedenlerin üzerinde çokça düşün, tefekkür eyle. O,’ Sen’inle daima konuşan ve sana seslenen Rabbindir. İşitmeni yalnız ona verirsen sesini işitirsin. Bunun için bütün sesleri susturmalısın.
O dergâhlardaki kuzu postu nedendir, bilir misin?
Sen, nefsini bir kuzu misali yumuşak eylemelisin. Kurban o kuzudan olmuştur ki Hû’yu ile sana misal olsun..
Kaba düşünce ve haller nefsinden kaynaklanır. Nefis sana yanlışlarını dahi doğru gösterir ve kendince bir ölçü belirler. Bu ölçü hak nizamdan uzaktır. Hak olan mizan ince düşüncelerin ardındadır. İnce düşünmeye yönelirsen doğru zannettiklerinin içindeki pürüzleri görürsün ve düzeltirsen işte o zaman doğru ile yanlışı ayırt etme kudreti kesb edersin.
Sen yüzünü hak olandan yana çevirdikçe Hakk seni Kendi’ne çevirir. Samimiyetle ve ciddiyetle O’nu isteyesin..
Dünyaya öz’ünle gelirsin. Öz’ün ilm-i hak’ikate vâkıftır. O, doğruyu yanlışı hakça ayırt eder. Gözlerini dünyaya açtığında nefsin kaynaklarını görürsün. Onları öğrendikçe hak ilminden uzaklaşır, bâtından zâhire çıkmış olursun. Asl’ına ancak kabukları kırarak dönebilirsin, zâhirden bâtına..
O Hakk Dost’un nazarı senin mizanındır. Hallerini onun terazisinde tartasın ki dikenlerin o nazar ile erisin..
Dergâhı yalnız bir mekân sanma. O kapı içeri girmeyi öğreneceğin yerdir ki gönül hanene de ancak bir kapıdan girebilirsin, kapıdan girmeyi öğrenmelisin..HŞY

