Bir zât beliriyor, yanında bir müridi ile iki katlı ahşap bir konağın kapısının önündeler..
Ankara’da bahçeli bu konak, bir dergâh..
Zât, Hace Bayram-ı Veli hazretleri..
Heybetli yapısı ile üzerinde hırkası ve başında yeşil tacı. Yanında ise onu çok seven ve onun da sevdiği müridi..
Dervişin kulağına eğilip telkinlerde bulunuyor Hacı Bayram-ı Veli hazretleri..
Dergâhın kapısı ufak, eğilerek içeri giriliyor. Girince ufak bir alan var. Dervişleri ayakkabı ve eşyalarını koyduğu ilerisinde iki basamak var. Basamakları çıkarken kiriş aşağıda olduğu için eğilerek çıkılıyor ve semahaneye giriliyor…
Karşıda mihrap var yüksek tavanli bir semahane. Mihrabın iki yanında pencereler var. Girişin yanından yukarı doğru çıkan merdivenler var. Yukarıda muhabbet edilen oda ve bir kaç tane de istirahat odaları..
Semahanede mihrap önünde Hacı Bayram-ı Veli hazretleri oturuyor.
Elinde tespihle zikri başlatıyor. Önünde müridan yan yan sıralanıp dizüstü oturuyorlar.
Lâ ilâhe illallâh zikrine başlıyorlar. Müridan hazrete dönük tek dilden zikrediyorlar. Bir müddet sonra Hazret zikri sonlandırıyor ve ayağa kalkıyorlar. Zikrullaha başlıyorlar. İlk olarak birbirlerine kollarıyla kenetleyip yan yana sağa ve sola doğru eğilip esmayı söylemeye başlıyorlar. Zikrullahın ikinci esmasında U şekli alıp yine sağa sola doğru egilerek zikre başlıyorlar. Hazret başta duruyor ve müridan ona dönük vaziyette zikrediyor. Üçüncü esmada halaka oluyorlar ve hazret merkezde yine aynı şekilde zikre başlıyorlar. Bir müddet sonra hazret kendi etrafında dönmeye başlıyor ve müridan da onun etrafında bilikte sağ tarafa doğru dönüyor..
Hazretin öyle gönlü coşuyor ki gözleri yaşarıyor. Gözlerinden bir damla yaş yere dökülüyor. Döküldüğü anda zelzele başlıyor. Yer sarsılıyor. Hazretin gözünden bir damla daha düşüyor, zelzelenin şiddeti artıyor. Bir damla daha düşüyor daha da şiddetleniyor. Ayakta durmakta zorluk çekiyorlar ama zikrullaha devam ediyorlar. Bir anda âlemi hâl mânâsıyla hazretin ayakları yerden kesiliyor, yükselmeye başlıyor. Ardından müridan yükselmeye başlıyor. Zikrullah ile öyle kuşanıyorlar ki ruhları hazretin ruhuna karışıp birleşiyor ve hakikat âlemine giriyorlar. Ruhları cem olup miraca yükseliyor..
Bir anda hazret “yâ Allah” diyerek zikrullahı durduruyor. O sırada zelzele duruyor ve muridan da kendine geliyor..
Halakada on iki kişi var. Hazret âlemi hâl mânâsından sonra on iki müride ayrı ayrı telkinlerde bulunuyor ve ibadetlerini farklı farklı yaptırıyor ve zikirlerini usûlde farklı telkin ediyor. Müridan cem diyarında hazretin yönlendirmesiyle hakikat mânâsında seyran eyliyorlar. On iki Er irşade memur olarak hizmete nail oluyor. Her biri cem’ül cem de hazretin elinden sularını içiyor. Aldıklarını akıtmaya başladıklarında Anadolu toprakları âbâd oluyor..
Ruhaniyetlerine Selâm olsun..Yâ Hû

