Ey Allah’ım, ağlatan da Sen’sin, güldüren de Sen’sin, Sen ne güzel şen eyleyensin (55/29), çünkü Sen Rahmân’sın (55/1), Halik’sin, Bâri’sin, Rezzak’sın, Sen ki hayr’ın kadar şer’in ile de güzelsin (2/216), bizi bilinçlendiren Sen’sin, insanlıktan Adem’iyet’e yönlendirensin..
Mülkün sahibi Cenâb-ı Hakk’tır, tasavvufi mânâdaki manevi ocakların sahibi de Allah’tır, hakikatte malları güzellikleri veren O’dur, kıymet bilinmelidir, o kıymeti bilmeyenler mümin olamayacaklardır (10/88), o mülk sahiplenilmemelidir, kendi isteğince kullanım tasarrufu edilmemelidir (40/29), “Benim” denilmemeli hatta zerre düşünülmemelidir (43/51), O’nun rızai ilahiyesine nail olup maddeyi dağıtıp manevi zenginliğe kavuşulmalıdır..
Rahmân esması herkesi hatta her şeyi kapsar, Rahîm esması ise yalnızca varlık sahiplerini, manevi nimet verilenlerin ruhunu sarar, O’ dost olanların hem yâri hem de güçlü yardımcısıdır (30/5), ahiretin varlığı yaşamın içinde bulun’an hayy’at’tır, dünya yaşamına aldananlar gaflet içine düşmüşler ki bunu idrak edemezler, onlar o hakikat hayy’at varlığından gafildirler (30/7), onlar kendi iç varlıklarını inkâr ettiler (7/147), onların yaptıkları boşa gider ki hakikatin hayy’at’ına yönelmedikleri için hüsrandadırlar (18/103), onlar zan içindedirler ki güzel işler yaptıklarını zann’ederler, çünkü onların yaptıklarında O’nun rızası yoktur (18/104), rıza tartısı hafif gelenler yaşamın içinde hayy’at bulamayanlardır (23/103)..HŞY

